4 Kitap 4 Film...

Merhabalar, Bu ay ki sayımızda sizlere hem çok okunan hem de beyaz perdeye uyarlanan 4 güzel kitap ile geldim

Merhabalar,

Bu ay ki sayımızda sizlere hem çok okunan hem de beyaz perdeye uyarlanan 4 güzel kitap ile geldim.

Seçim yapması benim için çok zor oldu. Çünkü hem Türk hem yabancı olarak sinemaya uyarlanan çok fazla kitap var.

Ve bunların hepsi birbirinden güzel eserler...

Bazen, önce kitabı okuruz sonra filmini izleriz ama bazen de kitabından hiç haberimiz olmaz, filmini izleyip beğendikten sonra, aslında kitaptan uyarlandığını keşfeder ve kitabı bir an önce okumak isteriz.

Benim şahsi düşüncem, önce kitabı okuyup daha sonra filmini izlemektir. Detaylar, kitaplarda çok daha fazla gözüme çarpıyor gibi hissederim. Bazen de tam tersi bir durum olur, filmde daha fazla detay ve duygu izleyiciye hissettirilmişken, kitapta o kısımlar üstün körü geçilmiştir.

Buna rağmen, ben şu ana kadar ki tecrübelerime dayanarak diyorum ki; önce kitabı okuyun sonra filmini izleyin…

Bu hafta sadece 4 kitap- 4 film sıralaması yapacağım sizler için ama elimden geldiğince, yazı dizisi şeklinde ara ara hepsi ile buluşturmak istiyorum sizleri.

 Bu haftaki "DÖRT" listem;

 1.   Sol Ayağım, Christy Brown.

Kitabımız bir otobiyografidir. Yazarımız kendi hayatını kaleme almıştır bu güzel eserinde.

İlk basımı 1954 yılında olmasına rağmen hala en çok okunan ve en çok satılanlar listesinde yer almaktadır. Christy Brown doğuştan beyin felçlidir. Konuşmasını ve hareketlerini kontrol edememektedir. Dışarıdan her ne kadar olumsuz yorumlar alsa da o, en önemli özelliğimiz olan zekâsını kullanmıştır!

Zekâsı ile annesinin ona gösterdiği koşulsuz sevgisini birleştirerek bizlere ibretlik denilecek bir eser hazırlamıştır.

Bunu ise ‘sol ayağı’ ile başarmıştır.

Sadece, ‘sol ayağı!'

Biraz da filminden bahsedelim;

Sol Ayağım (My Left Foot: The Story of Christy Brown – 1989)

1989 Yılında gösterime giren filmin yönetmeni, Jim Sheridan’dır. Christy Brown’u Daniel Day-Lewis canlandırarak o yılın en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştır. Film, konusu gereği en iyi ilham veren ve motive edici filmler arasında yer almaktadır.

     

 2.Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi – F. Scott Fitzgerald

   Yaşlı bir adam olarak dünyaya gelip, zamanla gençleşme fikri F. Scott Fitzgerald’ı büyülüyordu. Yazarın iki yıl boyunca zihninde evirip çevirdikten sonra, 1922 yılında yazdığı Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’ni Mark Twain’in şu sözünden esinlenmişti: “Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık”. Fitzgerald bu en bilinen hikâyesinde 1860 yılında yaşlı bir adam olarak doğup, giderek gençleşen Benjamin Button’ın hayatını anlatır.

Hem kitabını okudum hem de filmini izledim. Her ikisi de çok güzeldi.

Kitabı belki filmi izlemeden önce okumuş olsaydım bu kadar etkilenmezdim. Çünkü filmde yaşanan tüm duyguları hissettim.

Kitapta ise maalesef satırlar çok kısıtlıydı.

Birazda filminden bahsedelim;

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi (The Curious Case of Benjamin Button- 2008)

2008 Yılında gösterime giren bu filmin başrolünde Brad Pitt ve Cate Blanchett yer almaktadır. Yönetmenliğini ise David Fincher yapmıştır.

Bir bebek düşünün; henüz yeni doğmuş ve 80 yaşlarında bir kişinin cildine ve görüntüsüne sahip. Bu görüntüden dolayı doğar doğmaz ailesi tarafından hiç tanımadıkları bir evin önüne bırakılıyor. Görüntüsüne rağmen aile ona büyük bir sevgi ile bakıyor. Ve her geçen gün hayatı sondan başa doğru hızlıca ilerliyor.

“Nasıl olur?” dediğinizi duyar gibiyim.

Yaşlı doğup bebek olarak ölmek!

İnanması çok zor ama bunu filmi izlerken en derininden hissediyorsunuz.

     

3. Merhamet, Bryan Stevenson

 CNN Tarafından son on yılın en etkileyici kitaplarından biri olarak gösterildi.

New York Times, Washington Post, Boston Globe, Seattle Times, Esquire ve Time onu, yılın En İyi Kitaplarından biri seçti.

Merhamet…

İdealist ve yetenekli genç bir avukatın unutulmaz hikayesini anlatırken, savunduğu kişilerin hayatlarına dokunaklı bir pencere açıyor ve gerçek adalet arayışında şefkatin önemini vurgulayan ilham verici bir argüman sunuyor.

Filmi ise çok daha büyüleyici…

Sadece Merhamet – Just Mercy 20119

Genç Avukat Bryan Stevenson, adaletin yerini bulması için büyük bir mücadeleye girişir. Harvard’ dan mezun olduktan sonra Bryan’ın para kazandıran işlerde yer alması beklenir. Ancak o, Alabama’ da haksız yere mahkûm edilen bir adamın peşinden gider. Yerel avukat Eva Ansley’in de yardımıyla, 1987 yılında ölüme mahkûm edilen bir adamın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışacaktır. Walter McMillan, 18 yaşındaki genç bir kızın ölümünden sorumlu tutuluyordur. Ancak onun sorumlu tutulması için hiçbir kanıt bulunmamasına rağmen McMillan ölüme mahkûm edilmiştir. Bryan, Walter’ın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışırken, ilerleyen zamanlarda aslında ırkçılığa karşı savaş vermeye başladığını anlayacaktır.

 Önce kitabı okuyup filmi sonra izlemenizi tavsiye ederim. Çünkü kitapta, yaşanan duyguları birebir hissedebiliyorsunuz.

Koridor Yayınları tarafından basılmış olan bu efsane eseri kesinlikle tüm kitap kurtlarına tavsiye ederim.

         

 4.Mutluluk, Livaneli – Barnes & Noble Büyük Yazar Ödülü

Livaneli’nin yeri bende apayrıdır.

Onun eserleri benim göz bebeğimdir. Hepsini tabiri caizse yalayıp yutmuş ve her bir satırını ezbere bilen ben; bu kitabı ve filmini size biraz daha uzunca anlatmak istiyorum;

Mutluluk kitabı, Türkiye’de büyük yankı uyandırmakla kalmamış pek çok da ödül almıştır.

Van Gölü kıyısında bir kasaba hayal edin, törelerine sımsıkı sarılan, kızların konuşma haklarının olmadığı, babaların ve amcaların hatta şeyhlerin hüküm sürdüğü bir kasaba! Bir sabah, göl kenarında 17 yaşlarında tecavüze uğramış, yerde baygın yatan bir genç kız bulunur.

Adı Meryem.

Ailenin yüz karası! Meryem…

Ahıra kilitlenip dayak yiyen, aç bırakılan, suratına tükürülen Meryem…

Tek suçu, "şeyh" diye adlandırılan amcası tarafından tecavüze uğramak olan Meryem!

Ve bunu hiç kimseye anlatamayan, anlatsa da onu dinlemek istemeyenlerin arasında olan, kulaklarını tıkayarak, “sus, sakın deme öyle” denilerek susturulan bir Meryem…

 Evin büyükleri oturup hemen karar almıştır. Meryem öldürülecek.

Bu görevi ise yapacak olan kişi, Gabar dağlarında aylarca pkk peşinde koşmuş, askerliğini bir komanda olarak yapmış amcaoğlu Cemal’dir.

Cemal, her ne kadar bu görevi kabullenmek istemese de aile büyükleri emri bu şekilde verdikten sonra ona konuşma hakkı düşmemektedir.

Önde Cemal, arkada Meryem, kasabadan ölüm yolculuğuna çıkarlar.

Ve bunu gören herkes biliyordur, Meryem’in ölüme götürüldüğünü…

Bu yolculuk öyle bir hal alır ki, Prof.Dr. İrfan Kurudal çıkar karşılarına! İrfan bey, İstanbul’da tanınmış aydın bir kişiliğe sahiptir.

İrfan bey’in tek isteği bulunduğu sahte çevreden uzaklaşmaktır. Biner teknesine, uzaklara yelken açar... Giderken de yanına Meryem ve Cemal’i alır.  İşte hikâye burada yeniden başlar.

Ben önce filmi izledim, filmde konuşma sahnelerinden çok, göz temasları ve rüyalar ön planda olduğu için pek bir şey anlamadım desem yeridir.

…ama kitabı okuduktan hemen sonra filmi izlediğimde ise Meryem’in, Cemal’in hatta İrfan bey’in bile en ufak göz temasından tüm ruhlarını, anlatmak isteyip de, anlatamadıkları her şeyi bir bir okudum. "İşte" dedim, "efsane bir film!"

Verilmek istenen duygu, kitapta okura çok daha güzel yansıtılmıştır.

Bu sebeple, kesinlikle önce kitabı okuyup sonra filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Biraz da filminden bahsedeyim;

Mutluluk (2007) - BLISS

Abdullah Oğuz’un yönetmenliğini yaptığı filmin oyuncuları; Talat Bulut, Özgü Namal, Murat Han ve Lale Mansur’dur.

2007 Yılında gösterime girmiştir.

Filmdeki müzikler ise Zülfü Livaneli’ye aittir.

Film, 2007 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ulusal uzun metrajlı film yarışmasında aday gösterilmiştir.

İzlediğim en iyi Türk filmleri arasında diyebilirim.

Oyunculuğuna her zaman hayran olduğum Özgü Namal, Meryem karakterini öyle güzel canlandırıyor ki, nefesinizi tutacaksınız.

        

Bu hafta sizlere okuduğum ve filme uyarlanmış dört güzel kitaptan ve onların beyaz perdeye yansıyan hallerinden bahsettim.

Umarım benim beğendiğim gibi sizler de aynı şekilde beğenir ve izlersiniz.

Sevgiyle kalın.

Esra Akgün