'Aklımdan geçen tüm güzellikler bana ilham oluyor'
'Dünyanın elinden tuttum Ayı koynumda uyuttum Zamanı ninniyle yuttum Şiir yazdım dere boyu Süzüldü indi denize Bazen hüzün bazen neşe Geceleri eşe eşe Merhaba dedim güneşe Kutlu dervişin bu huyu Selam
“Dünyanın elinden tuttum
Ayı koynumda uyuttum
Zamanı ninniyle yuttum
Şiir yazdım dere boyu
Süzüldü indi denize
Bazen hüzün bazen neşe
Geceleri eşe eşe
Merhaba dedim güneşe
Kutlu dervişin bu huyu
Selamlar yolladım size…”
Mustafa Kutlu, “Kutlu Söz Selam” isimli şiir kitabından bir alıntı ile ben de sizlere merhaba demek istedim.
Şiir kitaplarını okumayı çok seviyorum. Her bir satır milyonlarca kelimenin diline öncülük yapıyor. Her ne kadar şiir denince aklımıza aşk acısında kaleme alınan satırlar gelse de ve sadece aşk acısı çekene hitap ediyormuş gibi gözükse de, Mustafa Kutlu’nun şiirleri her yaşta herkese hitap ediyor, hepsi çok özel…
Mustafa Kutlu, şiirlerinde tüm dünyaya seslenmiş; bazen “Köyüm…” demiş satırlarında bazen de “Dünyam…” demiş. Bazen yokluğu anlatmış, bazen de varlığın altında ezilenleri…
Bazen gülmüş, bazen ağlamış ama sonunda gel gör ki tüm yüreklere dokunabilmeyi bilmiş. Kitaplarını her okuyan kendinden bir dize bulacaktır.
Şimdi biraz da Mustafa Kutlu’yu yakından tanıyalım.
Karadeniz’in, kıymetli şairlerinden Mustafa Kutlu, hoş geldiniz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
M.K.: 1967 Rize Çayeli doğumluyum. Ortaokul mezunuyum. Tek servetim iki kız çocuğum…
Çocukluğumdan beri kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve yazmayı çok seviyorum. Hayatın hep gülen tarafında oldum. Ağlayan tarafında olmayı da kendime şair edindim. Duygusalım ama bir o kadar da neşeliyimdir.
2. Ben sizi “Kutlu Söz Selam” kitabınız ile tanıdım kitabınızda 7’den 70’e herkese hitap eden şiirler var, hatta bazı satırlar masal gibi yazılmış, aynı zamanda ilk kitabınız, bize biraz bu kitabınızdan ve basım aşamasından bahseder misiniz?
M.K.: 2000 Yılına kadar bazı dergi ve gazetelerde yayımlanan şiir ve yazılarım hariç kaleme aldıklarımın yüzde doksanını yıl sonunda imha ediyordum.
Şiir kitabı çıkartmak hele ki okuma oranı oldukça düşük bir ülkede külfetten başka bir şey değil, düşüncesiyle her yıl bir şiir defteri dolduruyor yılsonu o defterin tamamından 5/10 şiir dışında hepsini çöpe atıyordum. 2000’li yıllarında internetle tanıştım ve çeşitli edebiyat sitelerinde, sosyal ağlarda şiirlerimi yazmaya başladım.
Şiirlerimle tanışan insanların olumlu yorumları ve kitap basımı konusunda ki telkinleri, bu telkinlerde ısrarcı olmaları kitap çıkarmak hakkında ki olumsuz düşüncelerimi sona erdirdi.
Ve “Kutlu Söz Selam” kitabım çıktı…
“Kutlu Söz Selam” kitabımda yerelden, genele doğru bir kurgu yaptım.
Kitabımı "Dereye Sığanlar, Dereye Akanlar, Dereden Akanlar ve Dereden taşanlar" diye, dört bölüme ayırdık. İlk bölümde çevremizde cereyan eden olayları yöresel bir şiveyle, daha çok yerele hitap edecek şekilde kaleme aldıktan sonra ikinci ve üçüncü bölümde şiirlerimi çeşitlendirerek merkeze hitap etmeye başladım.
Son bölümde ise vicdani duygularımızı, ülke ve manevi gerçeklerle yoğurup kâinatın tamamına seslendim.
3. “Kutlu Aşk” Kitabınızı ilk elime aldığımda bana aşk şiirleri ile dolu bir kitap hissi vermişti ama okumaya başladıkça daha çok “Milli bir aşk… Türkiye aşkı…” olduğunu gördüm, bize biraz bu kitabınızdan bahseder misiniz?
M.K.: İlk kitabıma gelen yoğun ilgi ve alaka, okuyanların olumlu düşünceleri ve yapıcı eleştirileri bana ikinci kitabın kapılarını araladı.
Kutlu Aşk…
Her insanın bir dünya görüşü ve yaşadığı memlekete bakış açısı vardır. Benim dünya görüşüm milli ve manevi değerlere oldukça yatkın olduğundan ikinci kitabım yani “Kutlu Aşk” kitabımın içerisinde bulunan şiirlerin neredeyse tamamı “Din, Devlet, Vatan, Bayrak ve Millet” kavramları etrafında şekillendi.
4. “Kutlu Aşk” kitabınız da “Necip Fazıl’a Mektup” başlıklı yazınız ve şiir beni çok etkiledi, bu aslında terapi gibi olmuş sevdiğin ve şuanda yanında olamadığın kişiye içini dökmek gibi, biraz bahseder misiniz ve şiir yazmaya başladığınızda en çok hangi üstatların şiirlerini okurdunuz?
M.K.: Necip Fazıl'a yazdığım yazı, mektuplaşmanın neredeyse unutulup yok olmaya yüz tuttuğu şu zaman diliminde, belki maziye özlem, belki mektup yazmaya özlem, belki sevdiğim bir insanın gıyabında onu sevdiğimi onu özlediğimi anlattığım bir mektup ve şiirdi…
Bu ilk yazdığım mektup değildir. Herkese her zaman, mektuplar yazarım. Gerçekten de terapi gibi, bir böceğe, çiçeğe, ağaca, sevdiğine, özlediğine, en güzeli de satırlarına aşık olduğun, yüzünü hiç görmediğin, bir kelam etmediğin üstatlara mektup yazmayı çok severim.
Şimdi size bir şey söyleyeyim inanması güç ama benim yemeklerde yediğimiz kavurmaya bile mektup yazmışlığım vardır…
Demem o ki, yazın!
Aklınıza ne geliyorsa yazın… Kelimelerinizi kalemle, kâğıtla buluşturmaktan çekinmeyin.
Kitap okumaya ilkokul birinci sınıfta başladım. Kitaba, dergiye, gazeteye ulaşımın zor olduğu bir coğrafyada yaşıyordum. “Bulduğum her yazıyı okudum” desem, yalan olmaz.
Necip Fazıl'dan, Nazım Hikmet'e, Abdurrahim Karakoç'tan, Mehmed Akif'e, birçok şairin şiirlerini okudum ama beni içlerinde en çok etkileyen Mehmed Akif, Necip Fazıl Kısakürek ve Abdurrahim Karakoç oldu.
5.“Mevila’91” kitabınız adı ile beni çok etkiledi, özellikle de adı, her satırı özeldir biliyorum ama en sevdiğiniz satırlarla bizi buluşturur musunuz?
M.K.: “Mevila” genellikle Mevlana'nın Allah'a dönüşü manasında kullanılıyor. “Mevlana'nın Allah'a dönüşü” ben burada sadece dönüş kısmına odaklandım.
Mevila adında şiirler yazmaya başladım ama gel gör ki aynı isimde başka bir hikâye kitabı olduğunu öğrendim, sonra aklıma 1991 yılında kaleme aldığım bir şiire atıfta bulunmak geldi, sonuna 91 ekleyip ismi taklitten korumaya çalıştım.
Beni -hece şairi- sıfatından kurtaracak serbest yazı ve şiire dönüşümümün kitabı “Mevila'91”dir…
En sevdiğim satırlar tabiî ki de kitaba ismini veren “Mevila” isimli şiirimdir. Tamamı olmasa da bir paragrafını paylaşayım;
“Sen
Deli gönlümün tımarhanesi
İçimde ki yalnız çocuğun yetimhanesi
Yüreğime ektiğim ve aşkla sulayıp büyüttüğüm
Sevda tanesisin…”
6.Sizi tanıdığım günden beri her yerde şiirlerinizle karşılaşıyorum, sosyal medyada her gün neredeyse birer dörtlük paylaşıyorsunuz. İlham kaynağınız nedir?
M.K.: Evet, sosyal medyada birkaç istisna gün hariç her gün “Selamlaşmak…” adı altında düz yazı, şiir, dörtlük, beyit paylaşımı yapıyorum. Zannedersem hayatla ve kendiyle barışık beğenilir/beğenilmez kaygısı taşımayan ve en önemlisi yazma yeteneği olan biri olarak, gördüğüm her obje, aklımdan geçen bütün güzellikler, bana şiir yazmak için ilham oluyor.
Öyle ki evden kapıya çıkarken kapının tokmağı, bahçede ki çiçek ve ona konan kelebek, rüzgârda ter döken yaprak, bir çocuğun yol kenarında oyun oynaması, bir şehit haberi, göğsümüzü kabartan milli bir spor müsabakası, haksızlığa uğramış bir mazlum ilham sebebimdir…
7. Yakında raflarla buluşacak olan “4X3 Haiku” şiir kitabınızın tarzı çok farklı. Japon şiirleri demiştiniz. Bizimle birkaç satır paylaşıp biraz da bu kitabınızdan bahseder misiniz?
M.K.: Dördüncü kitabım 4×3 Haiku.
Bu kitabım henüz matbaa aşamasında. İçeriğinde dörtlükler, beyitler ve dünyanın en kısa şiiri olan “Haiku”lar var. Dörtlüklerin ve beyitlerin yapısını bilirsiniz ama edebiyat dilinde yeni olan “Haiku ne demek?” önce ona bakalım;
Haiku; Japonya'dan türemiş 5×7×5 ölçülerinde üç mısradan oluşan dünyanın en kısa şiiridir.
Anlatmak istediğiniz bir olayı veya düşünceyi en yalın ve kısa olacak şekilde ve kesinlikle kafiye kullanmadan anlatmanız gerekmektedir.
Bir önceki kitabımızda “Dönmek, Dönüş" demiştik ya onun gibi.
Belli bir kalıpla şiir yazmayı sevmiyorum. Mesela 7’li, 8’li, 11’li ve 14’lü hece vezniyle, ya da aruz kalıbıyla…
Ya da sadece; destan, fıkra, zincirbent, koşma, rubai, gazel gibi, belli bir çerçeve de şiir yazmayı sevmiyorum.
Bir örnek daha, sadece dini konularda, aşk, siyasi, sporla ilgili de şiirler yazmayı sevmiyorum.
Hecenin her ölçüsüyle ve her çeşidiyle her konuda şiir yazdım çünkü ben bir hececiyim…
…ama bu hece kalıbının içinde kalıp da kitaplarımla tanışan insanları sıkmamak adına farklı arayışlara yöneldim. Ortaya “4x3 Haiku” çıktı. Haiku'larla, dörtlüklerle, beyitlerle dopdolu bir kitap.
Haiku'dan bir örnek vermek gerekirse;
“Sattım dünyayı
Kılım kıpırdamadı
Bir çift gülüşe”
Sizinle sohbet çok güzeldi, son olarak şiir yazmayı planlayan, hatta yazıp da biriktiren gençlerimize ne söylemek istersiniz?
M.K.: Şahsıma sizinle sohbet etme imkânı tanıdığınız için ben de size teşekkür ederim. Okumak dünyanın en keyifli en dinlendirici seanslarıdır. Hele okuduklarınızdan kıssadan hisse çıkarabiliyor ve bunu da kalemle kâğıda aktarabiliyorsanız bu sizin için çok ayrıcalıklı bir durumdur. Yani siz özelsinizdir…
Gençlere tavsiyem; çok okuyun ve not alın!
İki satırda olsa hayata bakış açınızı kâğıda dökün ve saklayın, çünkü ilerde yeteneğinizin başınıza ne tür imkânlar açacağını bilemezsiniz…
Teşekkür ederim…
Esra Akgün