ETİK HAFTASI
25 Mayıs- 31 Mayıs tarihi; etik kültürünü hatırlatmak, yeşertmek ve yaşatmak adına 2008 yılından itibaren her yıl ülke genelinde Etik Haftası olarak bilinir
Etik kavramını önce kendi zihnimde anlatmak istersem iyilik, güzellik, erdem, saygı, mutluluk gibi pozitif değerleri içinde barındıran bir kavramın; güne, aya, haftaya veya yıla indirgemesi bile gülünçtür. Etik kavramının, insanlık kuruldu kurulalı hep var olması, yaşaması gerekmektedir. Tabi bu olgulara giden yolların araçları vardır. Mutluluğu ele alacak olursam şunu söyleyebilirim. Mutluluk aranarak bulunan bir şey değildir. Her şeyden önce bir şeyi arıyorsak o kaybolmuş demektir. Eğer mutluluğu veya iyiliği veya erdemi kaybetmişsek bu başlı başına hatadır. “Ben mutluluğu, erdemi bulacağım!’’Mutluluk kişinin benliğinde, damarlarda dolaşarak akan kan gibi dolaşmalıdır zaten. Kaldı ki bir şeyi aramak, onu bulmak ve hatta uygulamaya koymak da süreç ister.
Etik, insan eylemlerinin bilinç düzeyi ile ilgilenmekte, bir tutum ve davranışı ortaya çıkaran ifadeyi irdelemektedir. Yerel ve evrensel noktalar arasında daha çok ikinci noktaya ulaşma ve yakınlaşma çabasını göstermektedir.
Etik, ahlak kavramıyla oldukça karşılaştırılır ama tıpatıp aynı anlamı taşıdığı söylenemez. Etik adeta bir pusula özelliği taşır ve rotayı belirler.
Bu kavram, içinde felsefe, din, ahlak, çalışma alanları gibi birçok konuyu barındırdığı için bazen kavram çarpışmasının ve genellemesinin yanı sıra tanımsal açıdan da netliği oldukça güçtür.
Etik, eski Yunancadaki “Ethos’’ kelimelerinden gelir. Bu kelime bir nevi insanın yaşam alanını ifade eder. Biz etik kavramını, karakter, olarak algılayabiliriz aslında.
Etik kavramının bazı önemli özelliklerden bahsetmek gerekirse dürüst olmak, adil olmak, başkasının hakkına göz dikmemek, saygılı olmak, yalan söylememek, iyilik, güzellik, erdem ve mutluluk gibi birçok husus felsefe ile iç içedir. Bu kavramı daha detaylı ele alabilmek için Arstotales’i en sağlam kaynak olarak görebiliriz. Aristotales, etiği ‘’politikaya giriş’’olarak görür. Ona göre devlet, iyi bir amaç için kurulmuş ve devletin en yüksek iyiyi amaç edinmesi gerektir.
Yazımı sonlandırmadan önce Aristotales’in bu sözü bize etik öğretisinin ne anlama geldiğini açıkça ortaya koymuş bulunmaktadır.
“Hiçbir şey yada hemen hemen hiçbir şey istemek, yardıma hazır olmak, yüksek konumda olanlara karşı asil; orta sınıf insanlara karşı mütevazi olmak yüce gönüllü insanın işaretidir. Çünkü yüksek konumda olanlardan üstün olmak zor ve yüce bir şeydir fakat orta sınıftan üstün olmak kolaydır ve yüksek konumda olanların üstünde bir duruş terbiyesizliğin işareti değildir. Ama aşağı kişiler arasında zayıfa karşı güç göstermek kadar kabalıktır.
Nefretinde ve sevgisinde de açık olmalıdır çünkü duygularını gizlemek, yani gerçeklerden çok insanların ne düşündüğüne aldırmak korkakların işidir. Yüce gönüllü insan, küçümseyici olduğu için konuşmaktan muaftır ve kaba kişilere ironi yaparak konuştuğu zaman hariç, hakikati söyleme eğilimindedir. Hayranlık duymaya da eğilimli değildir. Dedikodu yapmak, zira ne kendisiyle ne de başkalarıyla ilgili konuşur. Kendisinin övülmesine ve başkalarının kınanmasına aldırmaz. Karlı ve yararlı şeylerden çok, karsız şeylere sahip olan kişidir. Dahası yüce gönüllü kişi yavaş adımı, derin sesi ve düzgün konuşmayı benimser. Yüce gönüllü kişi işte böyledir. Onun gerisinde kalan kişi pısırık, onun ötesine geçen kişi kendini beğenmiştir.’’
Kısacası Aristotales, etik kavramındaki en önemli hususu yüce gönüllü bir insan olmaya bağlamıştır.’’
Bana göre etik, esasında doğru karaktere sahip olmaktır. Bu durum “insanlığımız’’ için vazgeçilmez bir unsurdur.
Hele ki bu devirde…