MİLLİ MÜCADELE RUHU: 19 MAYIS

30 Ocak 1919'da gerçekleşmiş olan Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı Devleti'nin tamamen parçalanması kararlaştırılmıştı

30 Ocak 1919’da gerçekleşmiş olan Paris Barış Konferansı’nda Osmanlı Devleti’nin tamamen parçalanması kararlaştırılmıştı.1453 yılından itibaren Türklerin elinde olan İstanbul, yoğun işgal altına alınmıştı. İstanbul ki, kimi muazzam betimlemelerle onu tasvir etti, kimi ele geçirmek için asırlardır hayaller kurup durdu. Üstüne şiirlerin, türkülerin söylendiği, dünyanın en güzel merkezlerinden biri olan şehri aziz İstanbul’dan bahsediyorum.

Bu İstanbul o dönemde borcu borç ile kapatan, vergilerin büyük bir kısmı da borçlara karşılık Duyun-u Umumiye tarafından toplanan, içerisinde İngiliz ajanlarının cirit attığı ve daha nicesi gibi buruk bir durum ile karşı karşıyaydı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919 yılında Samsun’a giderek Millî Mücadele’yi başlattığı, milli ruhu alevlendiği gün. 19 Mayıs…

Kurtuluşu İngiliz veya ABD himayesine girmekte bulanlara karşı henüz her şeyin yeni başladığı, savunma gücünün milli ruh ile ayaklandığı, Türk tarihinde bir milat olarak görülmesi gerekilen, tam bağımsızlık adına meşalelerin yakıldığı büyük gün.

Bu artık bir savaştı, milli bir savaş. Savaşa karşılamak vermek üzere Samsun’a çıkan Atatürk, önce siyaseten çözüm bulmayı hedefledi lakin bu gerçekleşmedi. Tabi İzmir İşgalini protesto etmek amacıyla Sultan Ahmet Meydanında mitingler düzenlendi. Bu mitingde konuşan Halide Edip Adıvar’ın mektubundaki bu cümle durumun ne denli vahim olduğunu bize anlatmıyor mu?

“Kardeşlerim, evlatlarım, ruhu göklerde olan 700 senelik şanlı tarihimiz bu minarelerden bugün Osmanlı tarihinin faciasını seyrediyor.’’

Sonra Fatih ve Kadıköy’de mitingler düzenliyor. Bu başkaldırış, yurdun çeşitli yerlerinde göstericilerin artmasına, direnişlerin başlamasına adeta kapı açıyordu. Olayların aleyhine dönmeye başladığını, fark eden İtilaf Devletleri yaptıkları baskı sonucu, padişah resmi memuriyetinin sona erdiğini emreder. Mustafa Kemal bir fikir adamıdır. İmkânsızlığı, çaresizliği, boyun eğmeyi asla kabul etmez. Direniş haklı olunduğu takdirde her vakitte, her şekliyle kutsaldır. Askerlik mesleğinden istifa edip direnişe sivil bir şekilde herkes gibi bir vatandaş olarak yapmaya başlar. Kongreler yapar, bu kongrelerde milli mücadelenin daha güçlü, topyekûn bir örgütlemeye ihtiyacı olduğunu savunur.

Mustafa Kemal önderliğinde direnişler, protestolar, mitingler dört tarafa yayılmış, milli mücadele büyümeye başlamıştır.

İtilaf devletlerinin çirkef yüreklerine düşen bu korku ateşi, sarayı esaret altına almalarına sebep olmuşken halkın “Ya istiklal ya ölüm’’ haykırışları, Mustafa Kemal önderliğinde elbette ki başarıya ulaşacaktı ve ulaştı da…

Bunun ötesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere oldukça değer vermesi, onları yeni Türkiye’nin genç evlatları olarak görmesi de gençliğe ne denli önem verdiğinin açık göstergesidir. Türk milletinin güçlenmesini ve yükselmesini şu sözüyle belirtmiştir.

“Gençliği yetiştiriniz… Onlara bilim ve kültürün olumlu fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Özgür fikirler uygulamaya geçtiği zaman Türk milleti yükselecektir.’’

Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmemin ve fikirlerini benimsememin başlı sebeplerinden ilkini şöyle anlatabilirim.

Türk toplumunun adeta var oluş sürecinin miladı olarak gördüğüm bu milli mücadele ruhunun, Mustafa Kemal ‘in ve birkaç arkadaşının cesaretle, bir nevi gizliden başlatmış olduğu bu girişim olmasaydı eğer atalarımız, dedelerimiz, bizler ve bizler sonrasında bu ülkede yaşamış, yaşayacak olanlar, beklide hiç olmayacak belki de Türkiye Cumhuriyeti hiç kurulmayacak veya kurulsa bile dışa bağımlı bir şekilde hüküm sürecekti.

Şahsına iftira ve karalamalarda bulunanların, adını unutturmak isteyenlerin öncelikle bunu bilmeleri, yaşamış oldukları ülkenin kurulmasında ne denli büyük bir rol oynadığını fark etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun…