TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü'ndeki İddialar için Meclis Araştırması Talebi

Meclis Araştırması İhtiyacı

Bizler gazeteci olarak TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü'nde olanları, gün yüzüne çıkartmaya devam edeceğiz. 


Vatandaşlık görevini yaparak bizlere bilgi belge ulaştıranlar ile kamuda görevini yaparken vicdanlı davranan kişilerden gelen iddiaların takipçisi olacağız. Kamu kurumları tüm milletin ortak değeridir. 

Bölge Müdürlüğü'nde yapılan uygulamalar, burada paralel bir yönetim anlayışı oluştuğu izlenimi veriyor. Gündeme taşıdığımız ve bundan sonra da taşımaya devam edeceğimiz iddiaların, başta CHP ve İYİ Partili vekiller olmak üzere, TBMM'de araştırılması ve sorumluların ortaya çıkartılması için, önerge ile takipçisi olacakları da gelen bilgiler arasında yerini alıyor.


Elbette ki yaşananlar partiler üstü bir durum olup söz konusu olan şey, milletin sahip olduğu kamu kurumlarının bu şekilde keyfi yönetimlerle birlikte kamu zararına uğratılması ve kamu düzeninin bozulması durumudur. Buna, hep birlikte karşı çıkmak tüm sorumluluk sahibi vatandaşların görevidir.

Bugüne kadar, TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü'nde medyaya da yansıyan uygulamaları tekrarlayalım;

1-Bölge Müdürü Levent KÖYLÜ, bir çalışanının engelli çocuğu üzerine aldığı ÖTV indirimli aracı, yıllarca kendisi ve eşi kullanıyor, çalışan, bu aracı neden müdürüne veriyor, burada devletin kanunlarına karşı bir Ali Cengiz oyunu yapılıyor ama Levent KÖYLÜ hala Bölge Müdürü olarak devam ediyor. Peki, oluşan kamu zararı ne oldu, sorumlular ceza aldı mı ve adli makamlara yansıdı mı bilemiyoruz...

2-Misafirevine alınan aşçının, şartnamede yazılan belgelerinin olmadığı tespit ediliyor, asgari ücretin yüzde 70 fazlası maaşla işe alınan aşçı, şartları taşımamasına rağmen, neredeyse mühendis kadar maaş alıyor...


Yine bir kamu zararı ortaya çıkıyor. Üstelik bu aşçının eşi Bölge Müdürlüğü'nde şef olarak görev yapıyor ve de eşinin işe alındığı şartnamede imzası bulunuyor.


Al gülüm ver gülüm dedikleri bu olsa gerek...

3-Bölge Müdürü, kendisine tahsis edilen aracı kendi özel işlerinde kullanıyor, bunun karşılığında da şoförü, kendi ailesinden dört kişiyi işe aldırıyor. Süper yetkili bir şoför düşünün...


İşe alınanlardan biri de bu şoförün eşi. Sadece işe aldırmak yetmiyor, maaşı artsın diye Bölge Müdürlüğü'nde görevi ve görev yerleri değiştiriliyor.


Dışarda bir sürü yetişmiş insan iş ararken, şoförün tanıdıkları, kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor...

4-Bölge Müdür Yardımcılarına bile araç tahsis edilmiş, bu kiralık araçları kendi özel işlerinde kullanmışlar...


Bölge Müdür Yardımcılarından ikisi, eşini aynı bahçedeki Gediz Elektrik'te işe aldırmış, bu da yetmemiş bir Bölge Müdür Yardımcısı'nın kardeşi misafir evinde resepsiyonda işe alınmış, bu kişi, Bölge Müdür Yardımcısı olan ablasından aldığı güç ile iş arkadaşları arasında huzursuzluklar yaratmış, bir süre sonra vardiyalı çalışmamak için ofiste görevlendirilmiş bu da yetmemiş akşam mesaiden sonra misafir evinde VİP odalarda ücretsiz ve kayıt dışı konaklamış... İddialar araştırılmış, peki ne olmuş, bu kişi sadece birkaç bina ötede bir birimde görevlendirilmiş.


Devletin etinden sütünden yararlanılmış...
İşin ilginç yanı, bir sürü çalışan, haksız yere ve de kadın, anne demeden başka yerlere sürülmüşken, dedikodu gerekçesiyle tazminatsız işten atılanlar varken, tehdit edilip darp edilenler, her türlü baskıya uğrayanlar varken; bu kişinin suçu ispatlanmasına rağmen, işine aynı Bölge Müdürlüğü'nde devam etmesinin nedeninin merak ediyoruz.

Siz bu kurumu, babanızın çiftliği mi sandınız?

5-Lojmanlarda hakkı olmadan oturanlar, sıra bekleyenler varken yıllarca lojmanı boşaltmayanlar ve halen de oturmaya devam edenler de iddialar arasında...

6-Doğrudan temin ile yapılan işlerle ilgili, Bölge Müdürü'nün de harcama yetkilisi olarak şüpheliler arasında yer aldığı, İzmir Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülmekte olan bir soruşturma dosyası mevcut.


Soruşturma devam ediyor, kamu zararı, görevi kötüye kullanma gibi suçlar var, fakat dosyada adı geçen herkes aynı görevinde devam ediyor.


Doğrudan temin işlerinde verilen tekliflerin birbirine çok yakın olduğu hatta tekliflere bakıldığında yazı karakterlerinin bile aynı olduğu iddia ediliyor. Bu durum, tekliflerin danışıklı olarak mı düzenlendiği sorusunu akıllara getiriyor.

Yazımızın devamı gelecek, usulsüzlükleri yazmaya devam edeceğiz, peki bunca usulsüz uygulama varken neden tedbir uygulanmadığını ve suiistimallere imkan verildiğini, bunun sorumlularının kim olduğunu soralım?