BEN KİMİM ?

BEN KİMİM? Gökyüzünde dağılmış cümlelerim var benim Dünyadan azade ve savrulmuş hayallerim, Olmayacak dualarım var benim

BEN KİMİM?

Gökyüzünde dağılmış cümlelerim var benim
Dünyadan azade ve savrulmuş hayallerim,
Olmayacak dualarım var benim.
Sahi ben kimim, kim bu görünen, kim bu görünenin ardında gizlenen...

Kim olduğunu bilmeyen bireyden dökülen satırlar
Bir o kadar da satırları okuyanlara kim olduğunu sorgulatan...
Sahi hepimizin her bireyin toplumda kapladığı bir yer var. Bulunduğumuz alanı seçebilme yetimiz bazen var bazen yok...
Örneğin anne babamızı seçemez iken eşimizi seçebiliyoruz.
Seçimlerimiz ve gelişimsel özelliklerimizle ilerlediğimiz her gelişim dönemimizde farklı sorumluluklarımız da yeni roller ediniyoruz.
Bazıları seçilen bazıları ise seçilemeyen roller...
Oysa rollerimizi üstlenirken veyahut kapladığımız alanı seçerken asıl soruyu sormuyoruz!

Ben kimim? Ben nasıl biriyim?
Bu soruların cevaplarını bulduğumuzda toplumdaki yerimizi yani toplumsal kimliğimizi bulmuş olacağız. Günümüzde birçok birey kimlik karmaşası yaşadığı için toplumsal problemler artmakta ve toplumu olumsuz etkileyebilmektedir.

Haydi, gelin beraber soralım “Ben kimim?”
Bazılarınız;
“Ben başarılı bir iş kadını/adamıyım”
Bazılarınız;
“Ben ailesiyle ilgilenen mükemmel bir anne/babayım”
Bazılarınız ise,
“Ben nasıl biri olduğumu bilemiyorum” gibi ifadelerde bulunduğunuzu duyabiliyorum...

Birey olarak toplumda kimlik oluşturduğumuzun farkına varmadan büyüyoruz. Büyürken kendi istediklerimiz, ailemizin istedikleri ve dışarının toplumsal yargı kalıplarıyla birer kimlik oluşturuyoruz.
Evet!
Toplumsal kimlik oluşturmakta kendimiz kadar çevremizde etkendir.

“Peki, nasıl etkiliyor?” Dediğinizi duyar gibiyim.
Şöyle ki eğer büyüdüğümüz ailede babanız öğretmen ve sizinde öğretmen olmanızı istiyor.
Ve siz hiç araştırmadan öğretmen oldunuz. Yani ebeveynin dediklerini koşulsuz uyguladınız. Bu kimlik türü ipotekli kimlik türüdür.

Bir diğer çevre etkeni ise toplumun baskısı altında kalan bireyin, bir davranışı gerçekleştirdiğinde “Elalem ne der?” düşüncesiyle topluma göre davranış sergilemesidir. Bu tür toplumdaki kimliklere de gölgelenmiş kimlik deriz.

Tabi ki çevrenin etkilemesiyle her zaman çevrenin dediklerine göre hareket etmeyiz. Örneğin, toplumumuzda imamın kızının mankenlik yapması.
Çevrenin dediklerini duymaması, topluma göre ters hareketler sergilemeye toplumumuzda ters kimlik denir.

Bazen de araştırmalar yaparız ama karar veremeyiz. Bir işimizi şunu da yapayım diğerini yapacağım diyerek işimizi ertelememiz, işimizin üzerinde durmamamız. Toplumumuzdaki bu kimlik türüne de “moratoryum” kimlik deriz.

Kimilerimizde relax, kuralsız yaşamayı sever. Bu sebepten dolayı yapacağı işi araştırmaz, kriz haline de getirmez. Ve ilerisi için bir karar vermezler. Toplumumuzda bu kimlik türüne de dağınık kimlik deriz.

Gelelim tüm bu kimlik türleriyle toplumda karşılaştığında bir kriz durumu oluştuğunda nasıl kurtulması gerektiğini araştıran, değerlendirmeler sonucunda en doğru kararı veren kimlik türüne yani başarılı kimliğe,
Başarılı kimlik krizi doğru kararlarla doğru sonuçlara ulaştırabilen bir kimliktir. Örneğin, bir işyeri açacaksınız işyerinin bulunduğu yeri, iş olanağını araştırdınız ve iş yerini açtınız.
Aldığınız kararı araştırıp, değerlendirerek doğru bir sonuca ulaştınız. Kararlarınız, uygulamaya geçirmeniz başarılı kimliğe sahip olduğunuzu gösterir.

Evet, şimdi sorumuzun cevabını bulduk!
Ben kimim?
Sorusu hepimize göre değişirken, değişen her kimlik toplumu etkilemektedir.
Toplumda eğitimin ilk başladığı alan aile olarak, ebeveyn olarak çocuğumuzu yetiştirirken çocuğumuzun kimlik oluşumunda destek olmalıyız, birebir müdahale etmemeliyiz!

Bugün bizler kim olduğumuzu, toplumdaki kimlik türlerimizi bilmeliyiz ki yetiştirdiğimiz çocuklarımıza kim olduklarını, nasıl bir birey olduklarını öğretmeliyiz.
Gelişen ve değişen modern toplumumuzda kendini bilen bireylerin olduğu bir toplum olmak ümidiyle...
Sevgi ve saygıyla