KEDİ…

Her zaman söylerim… Ata sözlerimiz sayfalarca anlatılacak bir konuyu, bir tek cümle ile özetlerler

Her zaman söylerim… Ata sözlerimiz sayfalarca anlatılacak bir konuyu, bir tek cümle ile özetlerler. Bunlardan bir tanesi; “Kedi, yetişemeyeceği ciğere ‘murdar’ (mundar – pis) dermiş…

Son günlerde Atatürk’ün CHP genel başkanlığı yaptığı CHP’de başkanlık görevine 9 – 10 seçim yenilgisine rağmen devam eden Kamal Kılıcdaroğlu, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “Sözde Cumhurbaşkanı” yakıştırması ile gündem oluşturmaya çalıştı. AK PARTİ, Milliyetçi Hareket ve Büyük Birlik Partisi tarafından oluşan Cumhur İttifakı, Menderes’in, Özal’ın ardından Recep Tayyip Erdoğan’ın oluşturduğu BAŞKANLIK HÜKÜMET SİSTEMİ ile serbest seçimle tek başına iktidara gelme ile daha önceki istikrar dönemleri hizmetlerini en yükseğe çıkardı. Her gün yapılan dev temel atmalar veya eserleri hizmete açmaları gölgelemek için kirli Millet İttifakı oluşturduğu Bilim Kurulları 7/24 durmadan çalışıyor. Corona ile mücadelede oluşturulan “Sağlık Bilim Kurulu Covid ile mücadele ile uğraşırken, CHP’nin İYİ mi, kötü mü belli olmayan ortağı parti ile HDP’nin “Kriz Yaratma Bilim Kurulu” her gün bir iftiraya imza atıyor.

Ülkeye hizmet ettirmemek için oluşturulan ve Millet İttifakı Paralel Devleti, yandaş basını, satılık kalemleri, sanatçıları ile emperyalist ülkelerin hizmetinde. Adamların zaten iktidara gelme diye bir durumları ve niyetleri yok.

Cumhurbaşkanı’ndan başlayan, hükümeti oluşturan Bakanlar Kurulu AK PARTİ, MHP ve BBP’li milletvekilleri ile devam eden günde 18 saat çalışmaya karşılık, sabah 9’da genel merkezde kalkıp bu gün hangi çamuru atarız” çalışmaları ile akşam 18.00’e kadar 8 saatlik mesai ile maaş almaya alışan gürûh neden rahatlarını bozsunlar.

Gerek kendi partilerinde, ger7ekse oluşturdukları ittifakta oluşan derin çatlakların sunî gündem alçısı ile kapatmaya çalışan bu muhalefet anlayışı sadece bugüne ait değil. Yıllar öncesine dayanıyor. Gazi Mustafa Kemal’in “muassır medeniyetler seviyesine yükselme” hedefine TAKOZ koyma siyaseti. Mazileri, kara lekelerle dolu.

Ekim 1991 erken genel seçimlerinde şimdiki CHP olan Erdal İnönü’nün genel başkanlığını yaptığı SHP listelerinden, şimdiki HDP olan HEP partisinden Siirt’ten Zübeyir Aydar, Şırnak’tan Mahmut Alınak, Tunceli’den Sinan Yerlikaya, Batman’dan Abdülkerim Zilan, Diyarbakır’dan Hatip Dicle, Leyla Zana, Mardin’den Ahmet Türk, Muş’tan Sırrı Sakık meclise giriyor. Hemen SHP’den istifa edip HEP Partisi’ni giriyorlar. SHP kendini feshedip CHP’ye katılınca genel başkan Deniz Baykal oluyor. PKK’nın desteklediği HDP’liler (HEP) Fikri Sağlar ile aynı listeden meclise giriyor.

Bugün durum farklı mı?.. Tıpa tıp aynı. Birçok yanlışına rağmen doğruları da olan rahmetli Ecevit, boşuna mı SHP veya CHP’ye gitmeyip DSP’yi kurdu. “Ben                                                   sosyal demokrat değilim, demokratik solcuyum” derdi. DSP’den meclise giren, belediye başkanı olan politikacılar Ecevit vefat edip DSP dağılınca tam kadro CHP’ye geçtiler. Adeta Bülent Bey’e hakaret edercesine hem de…

Atatürk ve Bülent Ecevit, bu günkü CHP’yi görse ne derlerdi acaba?. “Mübarek, parti değil sanki Hisseli Harikalar Kumpanyası Çadır Tiyatrosu.. İçinde komünistinden kapitalistine, sömürgeci uşaklığı yapanlardan siyonistine, Pensilvanya şarlatanı Fetö’süne, Amerikanın “Bizim Çocuklar” dediği eski darbeci zihniyeti muhafaza edenlere kadar hepsini içine alan kırk yamalı bohça. İlk genel seçimde bu bohça dağılır mı acaba: Bana göre dağılmaz. Eski devrimcisi de, yeni kapitalistleri de hallerinden memnun. Lüks villalarında eski eylem günlerinin hatıraları ile kapitalist bir yaşantı içindeler.

Yine bana göre, Mustafa Sarıgül ile Muharrem İnce boşuna uğraşıyor. Eskinin doğru, bugünün eğri yolcuları, eskinin Anavatancıları, bugünün Anabatancıları, eskinin Ecevit/ci DSP’lileri, yeninin HDP ile kolkola CHP’lileri, AK Parti’den hurdaya çıkan isimlerle bir arada mutlu bir birliktelik içinde ve “Neden rahatımızı bozalım!” düşüncesindeler.

Biri “Kedi mi?” dedi…

Kedi ile başladık, Kedi ile bitirelim bence…

Hoca bir gün alır 2 kilo ciğeri ve “akşama yiyelim” der hanımına…

Kadın, gelen misafirlerine ikram edince ciğeri, akşama koyar hocanın önüne bir tas tarhana çorbasını…

Hoca şaşırır… Hanım.. Hani ciğer yiyecektik n’oldu?... Kadın, “kedi yedi” der kestirip atar…

Hoca bu… Getir şu kediyi der ve alın kantarı tartar 2 kilo…

Yahu hanım, getirdiğim ciğer 2 kilo, kedi de aynı… Bu kedi ise ciğere n’oldu, ciğer ise kedi Nerde?

Eeee… Yalan – dolanla gün geçmiyor, ayı, yılı siz hesap edin artık..

Kalın sağlıcakla…