Psikolojik şiddet durmalı ki... Kaba kuvvet dursun!..
Psikolojik şiddet durmalı ki kaba kuvvet dursun! Bir güzel söz değil midir üzgün olsak da olmasak da mutlu eden
Psikolojik şiddet durmalı ki kaba kuvvet dursun!
Bir güzel söz değil midir üzgün olsak da olmasak da mutlu eden...
...o mutluluktur yaptığımız işlerden keyif almamızı sağlayan.
“Nasıl yani bir güzel söz mü mutlu edecek?” Dediğinizi duyar gibiyim.
Hadi gelin hep birlikte düşünüp karar verelim.
Güne uyandınız ve anneniz yanınıza gelip yanağınıza bir öpücük kondurup “günaydın güzel kızım / günaydın yakışıklı oğlum” dedi veya uyandınız aşağıdan anneniz bağırıyor “kalk artık okula geç kalacaksın” hangi ifade sizi daha mutlu eder? Diye sorsam. Ya da farklı bir yönü ile hangi cümle ile uyanmak sizi daha çok harekete geçirir?
Bana sorarsanız evet, ilk ifade şekli daha mutlu hissettirir.
Sadece anne/çocuk ilişkisi için geçerli değildir. İkili ilişkilerde de durum böyle ilerler.
Genellikle bu durumu ilgi eksiliği olarak ifade ederiz. Örneğin; kız arkadaşınızla telefonda konuşurken “seninle konuşmak çok iyi geldi” dediğiniz de sesinin nasıl mutlu bir şekilde geleceğini fark edeceksiniz veya erkek arkadaşınıza “sen bugün pek bir yakışıklı geldin gözüme” dediğinizde gibi…
Yaşamımızın her alanında önemli yere sahip olan güzel sözün, en gerekli olduğu yer ise eğitimin ilk basamağı olan ailedir.
Aile içinde eşlerin birbirine karşı davranışı, iletişimi, çocuk/ebeveyn arasındaki tutumun önemi büyüktür.
Gelelim sorumuzun cevabına bahsettiğimiz örnekleri göz önünde bulundurduğumuzda günümüz toplumumuzda en büyük eksiklik değil mi güzel söz, güzel davranış ve güzel tutum?
Hal böyle olunca günümüz toplumumuzda yaşanan intihar, cinayet, şiddet ve şiddetin her türlüsünün eksikliklerden meydana geldiğini anlayabiliyoruz. Her gün her dakika “kadına şiddeti, çocuk istismarına dur! Yeter!” diye, bağırıyoruz. Fakat şiddetin ve istismarın altında yatan psikolojik sebepleri dile getirmiyoruz veyahut kaba kuvvetin başlamasına yol açan psikolojik şiddetleri durdurmak için çabalamıyoruz.
Hep dile getirdiğimiz kaba kuvvet...
Yani şiddette sona gelinen nokta!
Oysaki ailede, ilişki de, ebeveyn/çocuk ilişkisinde farkında olmadan veya bilerek yaptığımız psikolojik şiddetti engellemekten yeter demekten bahsetmiyoruz.
Peki, hayatımızda psikolojik şiddet nerelerde mi var?
Yaşamımızın her alanında psikolojik şiddet yer almaktadır. Şöyle ki gün içinde yaşadığımız stres, olumsuzluklar, isteklerimizin olmaması mutsuzluklara, yorgunluklara yol açmaktadır...
Mutsuzluklar, yorgunluklar, streslerde bireyin iletişimini, davranışını, çevreye olan tutumunu olumsuz etkilemektedir.
Etkilenen diğer bireyler psikolojik şiddete maruz kalmaktadır.
Evet!
Hayatımızda illaki olumsuzluklar, stres olunan durumlar var, peki nasıl psikolojik şiddetten uzak duracağız?
Yaşamımızın her alanında yer alan psikolojik şiddetten bir anda uzaklaşamayız. Öncelikle güzel söz, güzel davranışı birey olarak âdete kumaşa motif işler gibi kendimize işlemeliyiz.
Stres, olumsuz durumla karşılaştığımızda kendi başına başa çıkabilmeyi öğrenmeliyiz. Çıkamadığımız durumlarda paylaşmalı, olumsuzlukları başkalarına yüklememeliyiz. Sizin için yapılan davranışları, yapan kişilere güzel sözler söyleyerek ödüllendirmeliyiz.
Korkutmanın birine sahip olmak için bir araç olmadığını bilmeliyiz.
Bağırarak bir şeyleri çözmeye çalışmak yerine daha da çözülmez bir hal aldığını görmeliyiz.
İstediğimiz durumları zorla yapılmasını isteyemeyeceğimizi bilmeliyiz.
Biz gerekli sınırlarımızı bilirsek, güzel söz söyler, güzel tutum sergilersek bir nebze de olsa psikolojik şiddet azalacaktır.
Unutmamalıyız ki her türlü şiddetin temelinde psikolojik şiddet yatmaktadır.
Neden mi?
Güzel bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir ailede büyüyorsunuz. Anneniz çalışıyor fakat babanız çalışmayı sevmediği için evde duruyor. Anneniz sizin ihtiyaçlarınızı karşılamak için, evin işlerini halletmek için, babanızın isteklerini yerine getirmek için oradan oraya sürekli koşuşturuyor. Siz bir çocuk olarak ebeveyninizden ilgi bekliyorsunuz. Fakat anneniz halletmesi gereken işler olduğu için ilgilenemiyor. Babanız hiçbir şeyle uğraşmayı sevmediği için sizinle de ilgilenmiyor. Bu durumda siz bir çocuk olarak istemeden de olsa sevgi eksikliği içerisinde büyüyorsunuz. Bu durum sizde psikolojik etkiler bırakabilir. Diğer yandan babanız işten gelen annenize yemek hazır olmadığı için bağırıyor, çalıştığı için teşekkür etmesi gerekirken bir de üzerine laf işitiyor.
Anneniz bir yandan ağlıyor bir yandan da yemek yapmak için uğraşıyor. Kendini bu kadar üzen birinden ayrılmayı düşünse çocuğu var, sizi düşünüyor bir yandan da çevrenin boşandığında söyleyeceği cümleleri düşünüyor. Belki de boşanacağını eşine söylediğinde kocasının ona ve çocuğuna yapacaklarını düşünüyor.
Oysaki babanız çalışan eşine destek olan, eşinin yaptıkları karşısında güzel sözle ödüllendiren, çocuğuyla ilgilenen biri olmuş olsaydı. Aile içindeki düzen, aile yapısı daha güzel olurdu. Vermiş olduğum örnekte ilk baştan beri bir bireyin diğer birey üzerindeki etkileri yatmakta. Annenin kendi isteklerini, kendini unutup sadece istenilenleri yapmak zorunda olması psikolojik olarak anne de etkiler bırakabilmektedir.
Birey olarak her birimiz farklı özelliklere sahip olduğumuz için farklı etkilenmeler farklı psikolojik problemler çıkabilmektedir.
Öyle ki günümüz toplumumuzda sabır, tahammül seviyesi, empati kurma, saygı, sevgi azaldıkça azalmaktadır. Toplumdaki bireyler olarak sadece amacımız kendimiz, çıkarlarımız olmuş durumdadır.
Maalesef ki böyle psikolojik sorunların ve yukarıdaki gibi toplumsal problemlerin sonuçlarını her gün haber kanallarında cinayet, intihar, kaba kuvvet, istismar olarak görebiliyoruz.
Umarım bu yazımı okuduktan sonra yaşamımızda psikolojik şiddeti durdurmak için mücadele eden bireylerden oluruz...
Sevgi ve saygıyla