Samimiyet mi? Para mı?
Dostoyevski, ünlü eseri "Suç ve Ceza" kitabında umutsuz insanlara şöyle sesleniyor;
"Bir iple intihar da edebilirsin, salıncak da kurabilirsin. Hayatın ipleri senin elinde."
Hayata sımsıkı sarılalım, ipleri sakın bırakmayalım...
Sevgili okurlarım;
Bu yazım da uzun zamandır canımı sıkan bir konuya değinmek istiyorum. Yakın arkadaşlarımdan bile son zamanlarda sürekli para her şey, para olmazsa olmaz, insanların hepsi parayı seviyor, parası olana ilgi duyuyor vb. sözler duyuyorum ve bu gitgide artmaya başladı, canım çok sıkıldı.
Ya ben çok iyi niyetliyim bunu görmek istemedim, ya gerçekten yok böyle bir şey ya da gerçekten insani yanımdan dolayı gözlerim kör olurcasına bunu göremiyorum...
Düşünsenize dünyanın en zengin insanısınız ama bir kişiye bile dokunmamışsınız, hayatına yön vermemişsiniz. Yolda yürürken selam verecek kimseniz yok veya bir sabah paranız kalmamış, iflas etmişsiniz ve çevrenizde para için bulunan kimseler kalmamış, kimsesiz olmuşsunuz...
Bir de şöyle düşünün. Yoksulsunuz ama samimisiniz, siz samimiyetsiniz. Sıcak ve gerçeksiniz. Zorda kalana elinizdeki tüm imkânları ortaya sermişsiniz. Zor anınızda herkes yanınızda olmaz mı? Özellikle hep yanınızda olan kimseler, yine yanınızda olmaz mı?
Bu neye benzer biliyor musunuz? Yer sofralarındaki sıcaklığa, bir kase çorbadaki lezzete ve bu paha biçilemez, ara sokaklardaki yalın ayak çocukların geleceğe umutla koşmalarına benzer...
Peki ilk bahsettiğimiz neye benzer biliyor musunuz?
Dört duvar arasında, topraksız dekorasyon ile şatafatlı betonlara mahkum kalmaya benzer. Kısıtlanmaya benzer. Varlığımız ödül olmaktan çıkıp esaret olur. Soğuk ve yalnız kalırız...
"Hayatın ipleri senin elinde" demiş Dostoyevski. Ya salıncak kuracağız ya da yalnız kalacağız...
Şimdi tekrar soruyorum?
Para mı? Samimiyet mi?
- Bu haftaki yazımız,
IŞIK YUMURTA (Serkan AKDAN) sponsorluğunda yazılmıştır... -
www.isikyumurta.com.tr
Dostoyevski, ünlü eseri "Suç ve Ceza" kitabında umutsuz insanlara şöyle sesleniyor;
"Bir iple intihar da edebilirsin, salıncak da kurabilirsin. Hayatın ipleri senin elinde."
Hayata sımsıkı sarılalım, ipleri sakın bırakmayalım...
Sevgili okurlarım;
Bu yazım da uzun zamandır canımı sıkan bir konuya değinmek istiyorum. Yakın arkadaşlarımdan bile son zamanlarda sürekli para her şey, para olmazsa olmaz, insanların hepsi parayı seviyor, parası olana ilgi duyuyor vb. sözler duyuyorum ve bu gitgide artmaya başladı, canım çok sıkıldı.
Ya ben çok iyi niyetliyim bunu görmek istemedim, ya gerçekten yok böyle bir şey ya da gerçekten insani yanımdan dolayı gözlerim kör olurcasına bunu göremiyorum...
Düşünsenize dünyanın en zengin insanısınız ama bir kişiye bile dokunmamışsınız, hayatına yön vermemişsiniz. Yolda yürürken selam verecek kimseniz yok veya bir sabah paranız kalmamış, iflas etmişsiniz ve çevrenizde para için bulunan kimseler kalmamış, kimsesiz olmuşsunuz...
Bir de şöyle düşünün. Yoksulsunuz ama samimisiniz, siz samimiyetsiniz. Sıcak ve gerçeksiniz. Zorda kalana elinizdeki tüm imkânları ortaya sermişsiniz. Zor anınızda herkes yanınızda olmaz mı? Özellikle hep yanınızda olan kimseler, yine yanınızda olmaz mı?
Bu neye benzer biliyor musunuz? Yer sofralarındaki sıcaklığa, bir kase çorbadaki lezzete ve bu paha biçilemez, ara sokaklardaki yalın ayak çocukların geleceğe umutla koşmalarına benzer...
Peki ilk bahsettiğimiz neye benzer biliyor musunuz?
Dört duvar arasında, topraksız dekorasyon ile şatafatlı betonlara mahkum kalmaya benzer. Kısıtlanmaya benzer. Varlığımız ödül olmaktan çıkıp esaret olur. Soğuk ve yalnız kalırız...
"Hayatın ipleri senin elinde" demiş Dostoyevski. Ya salıncak kuracağız ya da yalnız kalacağız...
Şimdi tekrar soruyorum?
Para mı? Samimiyet mi?
- Bu haftaki yazımız,
IŞIK YUMURTA (Serkan AKDAN) sponsorluğunda yazılmıştır... -
www.isikyumurta.com.tr





