Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan mübadele nedir? Vatanından koparılmak.Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Mübadele Sözleşmesinin yıldönümünde, tarihi hatırlamak ve hatırlatmak için bir şeyler yazalım:
TÜRK-YUNAN NÜFUS MÜBADELESİ HAKKINDAKİ ARAŞTIRMALARA BİR BAKIŞ
Lozan Görüşmeleri sürerken, 30 Ocak 1923 tarihinde, Türk ve Yunan temsilcilerince imzalanan Türk- Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi uyarınca Türkiye’de ve Yunanistan’da doğup büyümüş yüz binlerce insan, çok kısa bir süre içinde doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kalmıştır.
1923 yılında gerçekleştirilen Türk- Yunan Nüfus Mübadelesi hem mübadiller hem de mübadeleyi gerçekleştiren ülkeler açısından önemli çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Günümüzde hâlâ etkileri hissedilen…
Bu yazım, mübadelenin her iki ülke açısından sebepleri, etkileri ve sonuçları üzerine yoğunlaşmaktadır. Her iki tarafın mübadele gerekçeleri ve Lozan’daki tezleri incelenmiştir.
Türk Devletinin daralması ve toprak kaybı, Yunan ordusunun 1919’da Anadolu’yu işgali ile doruk noktasına ulaşmış ancak 1922 yılında, Büyük Taarruz ile sona ermiştir. Büyük Taarruz sonucu yaklaşık 1.000.000 Rum Yunanistan’a göç etmiş, kalanların durumu ise Lozan Konferansı sırasında Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan bir sözleşme ile çözümlenmiştir
Mübadele fikri ciddi anlamda ilk olarak Balkan Savaşlarının ertesinde ortaya çıkmıştır. İki Balkan savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’daki topraklarının %80’ine yakını ve toplam nüfusun da yaklaşık %16’sını (4,2 milyon) kaybetmiştir. Savaşlar sonucu yaklaşık 800.000 insan yaşadıkları yerden göç etmek zorunda kalmıştır. Bu toplam rakam içindeki Müslüman nüfus yaklaşık olarak 400.000 civarındadır ve Yunan, Sırp ve Bulgar katliamından kaçmak için göç etmişlerdir.
Savaş sonrası ortaya çıkan yeni sınırlar, sorunu daha da ağırlaştırmıştır. Meriç Nehri’nin Batısında yer alan ve çoğunlukla Müslümanların yaşadığı Batı Trakya Yunanlılarda, nüfusun üçte ikisi Yunan ve Bulgarlar’dan oluşan Doğu Trakya ise Osmanlı’da kalmıştır. Savaş sırasında yaklaşık 50.000 Bulgar Bulgaristan’a göç ederken, hemen hemen aynı sayıda Türk/Müslüman da Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmıştır. 29 Eylül 1913 yılında Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan antlaşmaya (İstanbul Antlaşması), gönüllü mübadeleyi de öngören bir protokol eklenmiş ve karma bir komisyonun oluşturulması kararlaştırılmıştır. Komisyon, göçmenlerin geride bıraktıkları malların değerlendirilmesi ve tasfiye edilmesinden sorumlu olacaktı. I. Dünya Savaşı’nın çıkışı antlaşmanın uygulanmasını imkânsız kılmışsa da daha sonraki nüfus mübadelelerine örnek teşkil etmesi açısından önem arz etmiştir.
Mübadele yüreklerden asla silinmeyecek bir yara, bir sızı olarak kalacak. Yaşayan bütün halklar için de zordu, herkes için de sancılıydı!..
Ortak bir tarihin, ortak bir kültürün, aynı güneşin, aynı denizin insanları olarak barışın ve kardeşliğin önemini de çok iyi biliyoruz.
Vatandan kopmak yeni bir vatan edinmeye çalışmak. Bütün halklar için çok zor.
Bağlarından kopmak. Ektiği biçtiği toprağı bırakmak. Ölülerini gömdüğü mezarlıkları bırakmak dahi zordur.
Dedik ya vatan sevgisi imandandır.





