Ses Partisi İzmir İl Başkanı Fatih Erdinç 27 Mayıs 1960 yılında yaşanan askeri darbeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Etkisi yıllarca süren darbenin 62. Yılında konuya dair fikirlerini paylaşan Erdinç ifadelerine şöyle devam etti;
‘’ 27 Mayıs 1960 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin 23’üncü hükümetine yapılan askeri darbe aslında büyük Türkiye’yi önlemeye yönelik bir adımdı ve 27 Mayıs darbesinin bugün bile herhangi mantıklı bir açıklaması yok. Demokrasiye inanan bizler diyoruz ki en kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden iyidir.’’
TÜM KARANLIKLAR AYDINLIĞA ÇIKACAK
Fikir ve görüş ayrılıklarından dolayı kimsenin hapse atılmadığı, karanlıkların aydınlığa çıktığı bir iktidar yönetimi vaat eden Erdinç;
‘’Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan… Üç genç, üç yiğidin asılması nasıl yanlışsa bir ülkenin başbakanı ve bakanlarının asılması da o denli yanlıştır. Asla tasvip etmiyoruz. 27 Mayıs darbesinde asılan başbakan ve bakanların acısı hala dün gibi içimizde. Tıpkı üç fidanda olduğu gibi…
Temin ediyorum ki bizim iktidarımızda tüm karanlıklar aydınlığa çıkacak, idamlara karşı durulacak; fikir ve görüş ayrılıklarından dolayı kimse hapse atılmayacak’’ dedi.
27 MAYIS 1960 ASKERİ DARBESİNDE NELER OLDU?
27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askerî darbe. Ayrıca 27 Mayıs Askerî Müdahalesi ya da 27 Mayıs İhtilali olarak da anılır. Darbe emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır, 37 düşük rütbeli subayın planları ile Tümgeneral Cemal Madanoğlu'nun komutanlığında icra edilmiştir. Kritik mevziler bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hâle getirilmesi ile ele geçirilmiştir. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve bazı hükûmet üyeleri tutuklanmıştır. 235 general ve 3500 civarında subay (daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilmiş, üniversitede bulunan 147 öğretim görevlisi görevden alınmış ve bazı üniversiteler kapatılmıştır. Bununla beraber 520 hâkim ve yargıç görevden alınmıştır.
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu. Darbe, Kurmay Albay Alparslan Türkeş'in radyodan okuduğu bildiriyle tüm Türkiye'ye duyuruldu. Darbeyi planlayan ve icra eden 37 düşük rütbeli subay ile Emekli Orgeneral Cemal Gürsel'in oluşturduğu Millî Birlik Komitesi, ülke yönetimini üstlendi. 37 subaydan oluşan Millî Birlik Komitesi bu harekât ile Anayasa ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere birçok Demokrat Partiliyi tutuklattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun, İstiklal Savaşı kahramanlarından Ali Fuat Paşa, Kore gazisi Tahsin Yazıcı ve emekli olduktan sonra DP'den milletvekili seçilen eski Genelkurmay Başkanı Mehmet Nuri Yamut da tutuklananlar arasındaydı. Bu darbenin daha sonraki yıllarda meydana gelen askerî darbelerden farkı, Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri içinde yapılmamış olmasıydı Nitekim dönemin Genelkurmay Başkanı da yönetime el koyan askerî güçler tarafından tutuklanmıştı.

HUKUKSUZ İDAM KARARLARI
14 Mayıs 1950 tarihinden itibaren iktidara gelen Demokrat Partililer iktidarlarının onuncu yılında Yassıada’da tutuklu olarak yargılandı.
Yassıada’daki yargılamaların ilki darbeden 5 ay sonra 14 Ekim 1960 tarihinde başladı. Davada Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes olmak üzere birçok bakan ve milletvekili sanık koltuğuna oturtuldu.
14 Ekim 1960 yılında başlayan dava 15 Eylül 1961’de karara bağlandı. Yüksek adalet divanı 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezası affedildi. Cumhurbaşkanı Bayar’ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi.
Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, Başbakan Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de öğleden sonra, İmralı Adası'nda idam edildiler.
‘’ 27 Mayıs 1960 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin 23’üncü hükümetine yapılan askeri darbe aslında büyük Türkiye’yi önlemeye yönelik bir adımdı ve 27 Mayıs darbesinin bugün bile herhangi mantıklı bir açıklaması yok. Demokrasiye inanan bizler diyoruz ki en kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden iyidir.’’
TÜM KARANLIKLAR AYDINLIĞA ÇIKACAK
Fikir ve görüş ayrılıklarından dolayı kimsenin hapse atılmadığı, karanlıkların aydınlığa çıktığı bir iktidar yönetimi vaat eden Erdinç;
‘’Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan… Üç genç, üç yiğidin asılması nasıl yanlışsa bir ülkenin başbakanı ve bakanlarının asılması da o denli yanlıştır. Asla tasvip etmiyoruz. 27 Mayıs darbesinde asılan başbakan ve bakanların acısı hala dün gibi içimizde. Tıpkı üç fidanda olduğu gibi…
Temin ediyorum ki bizim iktidarımızda tüm karanlıklar aydınlığa çıkacak, idamlara karşı durulacak; fikir ve görüş ayrılıklarından dolayı kimse hapse atılmayacak’’ dedi.
27 MAYIS 1960 ASKERİ DARBESİNDE NELER OLDU?
27 Mayıs Darbesi, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askerî darbe. Ayrıca 27 Mayıs Askerî Müdahalesi ya da 27 Mayıs İhtilali olarak da anılır. Darbe emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır, 37 düşük rütbeli subayın planları ile Tümgeneral Cemal Madanoğlu'nun komutanlığında icra edilmiştir. Kritik mevziler bu subayların ellerindeki asker ve silahlarla önce ordudaki komuta kademesinin etkisiz hâle getirilmesi ile ele geçirilmiştir. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve bazı hükûmet üyeleri tutuklanmıştır. 235 general ve 3500 civarında subay (daha çok albay, yarbay, binbaşı) emekliye sevk edilmiş, üniversitede bulunan 147 öğretim görevlisi görevden alınmış ve bazı üniversiteler kapatılmıştır. Bununla beraber 520 hâkim ve yargıç görevden alınmıştır.
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine bütünüyle el koydu. Darbe, Kurmay Albay Alparslan Türkeş'in radyodan okuduğu bildiriyle tüm Türkiye'ye duyuruldu. Darbeyi planlayan ve icra eden 37 düşük rütbeli subay ile Emekli Orgeneral Cemal Gürsel'in oluşturduğu Millî Birlik Komitesi, ülke yönetimini üstlendi. 37 subaydan oluşan Millî Birlik Komitesi bu harekât ile Anayasa ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere birçok Demokrat Partiliyi tutuklattı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun, İstiklal Savaşı kahramanlarından Ali Fuat Paşa, Kore gazisi Tahsin Yazıcı ve emekli olduktan sonra DP'den milletvekili seçilen eski Genelkurmay Başkanı Mehmet Nuri Yamut da tutuklananlar arasındaydı. Bu darbenin daha sonraki yıllarda meydana gelen askerî darbelerden farkı, Türk Silahlı Kuvvetleri emir komuta zinciri içinde yapılmamış olmasıydı Nitekim dönemin Genelkurmay Başkanı da yönetime el koyan askerî güçler tarafından tutuklanmıştı.

HUKUKSUZ İDAM KARARLARI
14 Mayıs 1950 tarihinden itibaren iktidara gelen Demokrat Partililer iktidarlarının onuncu yılında Yassıada’da tutuklu olarak yargılandı.
Yassıada’daki yargılamaların ilki darbeden 5 ay sonra 14 Ekim 1960 tarihinde başladı. Davada Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes olmak üzere birçok bakan ve milletvekili sanık koltuğuna oturtuldu.
14 Ekim 1960 yılında başlayan dava 15 Eylül 1961’de karara bağlandı. Yüksek adalet divanı 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezası affedildi. Cumhurbaşkanı Bayar’ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi.
Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, Başbakan Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de öğleden sonra, İmralı Adası'nda idam edildiler.





