İzmir Büyük Aile Platformu, İstanbul Sarıyer’deki özel bir ortaokulda yaşandığı belirtilen pedagojik kriz üzerine yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Platform, eğitim kurumlarında "cinsiyetsizlik ideolojisi" yaymaya yönelik sistematik girişimlerin olduğunu savunarak, devlet ve TBMM'ye aile yapısını koruyacak köklü hukuki adımlar atılması yönünde çağrıda bulundu.
İşte "Nesil Güvenliği Krizi" vurgusuyla dikkat çeken o açıklamanın detayları:
"Sarıyer’deki Vaka Buz Dağının Sadece Görünen Kısmı"
Platform, Sarıyer’deki bir özel okulda yaşanan hadisenin münferit olmadığını, "cinsiyetsizliği" normalleştirme amacı taşıyan planlı bir sürecin parçası olduğunu ileri sürdü. Okul yönetimlerinin "bilgilendirme" adı altında düzenlediği seminerlerin birer "pedagojik şiddet" biçimi olduğunu belirten platform yetkilileri, Paris 2024 Olimpiyatları’nda yaşanan biyolojik gerçeklik tartışmalarının bugün eğitim kurumları üzerinden çocukların dünyasına taşınmak istendiğini vurguladı.
"Okullarda cinsiyetsizlik ideolojisini yayma, çocukları cinsel kimlik karmaşasına sürükleme ve bu yolla aile yapısını zayıflatma çabaları kabul edilemez."
Küresel Örnekler ve Nesil Güvenliği Uyarısı
Açıklamada, ergenlik çağındaki çocukların öğretmen ve akran çevrelerinden radikal düzeyde etkilendiği bilimsel verilerle hatırlatıldı. Biyolojik gerçekliği tahrip eden girişimlerin toplumsal infiale ve şiddete zemin hazırladığı ifade edilirken, yakın tarihten trajik bir örnek paylaşıldı:
Kanada’daki Okul Saldırısı: 11 Şubat 2026 tarihinde Kanada'da meydana gelen ve 9 kişinin hayatını kaybettiği kanlı okul baskınının failinin, cinsel kimlik karmaşası yaşayan trans bir genç olduğu yönündeki resmi polis raporlarına atıfta bulunuldu.
Platform, bu tür acı hadiselerin arka planında gençlerin maruz kaldığı kimlik krizleri, dijital radikalleşme ve yalnızlığın yattığını; yaşananların doğrudan bir "nesil güvenliği krizi" olduğunu belirtti.
"Geçici Tedbirler Yetmez, Anayasal Adım Şart"
Milli Eğitim Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı düzeyinde geçmişte gösterilen kararlı duruş sayesinde bazı girişimlerin engellendiğini hatırlatan İzmir Büyük Aile Platformu, tehlikenin bugün farklı isimler, "gönüllülük faaliyetleri" veya "sosyal destek" gibi maskeler altında devam ettiğini savundu.
Platform, bürokratik önlemlerin artık yetersiz kaldığını belirterek şu tarihi çağrıyı yaptı:
Meclis'e ve Devlete Acil Çağrı
Hukuki Gecikmenin Bedeli Ağır: Yasal düzenlemelerde geç kalınan her gün, ailelerin ve çocukların ağır bedeller ödediği vurgulandı.
Köklü Hukuki Reform Talebi: Gazi Meclis’ten, aile kurumunu ve yeni nesilleri koruyacak köklü anayasal ve hukuki adımların ivedilikle hayata geçirilmesi istendi.
"Teyakkuzda Olacağız"
Çocukların güvenli eğitim hakkını, ailelerin söz hakkını ve milli değerleri savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini belirten İzmir Büyük Aile Platformu, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
"Bizler evlatlarımızın nitelikli bilimsel eğitim almasını, yarının dünyasına hazırlanmasını istiyoruz. Çocuklarımızın yıkıcı ideolojik deneylerin nesnesi haline getirilmesine asla izin vermeyeceğiz!"





