İzmir’de trafik sorunu her geçen gün büyüyerek kangren haline doğru gitmektedir. Trafikteki sürücüler her sabah ve her akşam trafiğinde kaderleri ile baş başa hayatlarının en güzel saatlerini trafikte geçirerek 3-5 km mesafeyi 40-45 dakikalarda anca kat etmektedirler.Nedir bu sorunun kaynağı?
Güzel İzmir’imizde 1980 li yıllardan beri var olan ve şehrin ana ulaşım yolları olan Yeşildere - Altınyol ve Mustafa Kemal Sahil Bulvarı 2000 li yıllarda artık şehrin trafik yükünü taşıyamaz hale gelmişti ki, İzmir Çevre Yolu’nun açılışı yapıldı. Balçova’dan Karşıyaka’ya kadar olan trafiği bypass eden 3 şerit geliş, 3 şerit gidiş olan otoyol dahi belli bir süre sonra İzmir’in sabah işe gidiş ve akşam eve dönüş saatlerindeki trafiğine alternatif olmayı vasfını kaybetmeye başlamıştır.
Sayın Binali Yıldırım’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olduğu dönemde söz verdiği ve kısa sürede yapımı bitirilen ” Konak Tüneller “i dahi artık bu trafik yükünü kaldıramamaktadır. Ya bu devlet yatırımları olmasaydı ne olacaktı diye düşünmeden edemiyor insan..
Çevre yolu olduğu halde neden hala bu trafik sıkışıklığı devam ediyor? Esasında bu konunun cevabını vermek çok zor değil. İzmir Büyükşehir Belediyesinde iktidar olan CHP 35 yıldır İzmir’i yönetirken maalesef günlük siyasi kararlar alıp ve yine maalesef geleceğe dair kritik kararları geciktirip hayata geçirmemiştir.
Mesela nedir bu sıkıntı yaratan kararlar ?
İlk örneğimiz İzmir Tramvayı olabilir. Üçkuyular' dan Halkapınar' a kadar ulaşım için şehrin en yoğun güzergahlarını kullanan bu toplu ulaşım aracı için şehir içinde öyle bir düzenleme yapıldı ki, bugün var olan şehir içi trafik sıkışıklığının yegane temelini oluşturdu. Dönemim belediye başkanı Aziz Kocaoğlu’nun “ Hayalim “ dediği projeleri içerisinde yer alan bu proje, kendisinden sonra ki dönemde ne kadar hatalı bir yatırım olduğunu artık çok net belli olmuştur. Tramvaydan edilecek kar ve fayda maalesef trafik çilesinde kaybedilen zaman ve para kaybının kat ve kat altında kalmıştır. Tramvay mevcut şehir içi trafiğinin en sıkıntılı olduğu bölgelerde şeritlerin daraltılması ile kendine seyir güzergahı bulabilmektedir. Bu uzayan konvoylar, bu şehrin insanlarına eziyet demektir.
Ya Gökdelenler ?
İzmir’in deprem riski en yüksek bölgesi olduğu artık net olarak bilinen Bayraklı ve Bornova bölgesinde bundan yıllar önce başlayan yüksek katlı yapı inşaatları ile artık bu bölge “ Gökdelenler Bölgesi “ olarak anılmaktadır. Her bir binadan yüzlerce daire ve binlerce insanın yaşadığı bu binalar maalesef İzmir’in 40 yıldır el değmeyen altyapısının üzerine oturtulmuştur. Yağan bir yağmurda artık sel riskine şehrimiz her zamankinden daha yakındır. Çünkü kanalizasyon sistemi artık bu şehrin yükünü kaldıramamaktadır. Yıllardır göz yumulan çarpık yapılaşma da cabasıdır. Ayrıca dikkatinizi çekmek isterim, şehir içinde meydana gelen en ufak bir trafik kazasında veya araç arızasında şehrin trafiği allak bullak olmaktadır. Çünkü artık bu yollar şehrimize yetmemektedir.
İzmir Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biridir. Meltem rüzgarları ile meşhurdur, gün batımı bir başkadır İzmir’de hele ki o deniz kokusunun yok mu? Şehrimizi seviyoruz ve işte bu yüzden şahit olduğumuz sorunları dile getirmeye çalışıyoruz. Bu sorunları çözmek birinci derecede şehrimizi yöneten siyasilerin, sorunları yazmak ise şehrine aşık insanların görevidir.
Sevgiyle Kalın...





