Kahraman Kır Çiçeği Güle Karşı
Güle koşarken üstüne bastığımız kır çiçeklerinin hesap sorma zamanıdır ilkbahar.
Gül güzeldir. Heybetli ve de cakalıdır.
Can alıcı yere dokunmayı iyi bilir sevgide. Binlerce sevdalıya ışık olmuştur. Milyonlarcasına da aşk sunmuştur. Sevginin büyümesindeki inanılmaz etkisi de cabası. Belki onlarcasını daha sayabilirim size…
Evet, peki siz hiç üstüne basılan gül gördünüz mü?
Üstüne basıldığı halde güzellik sunmaya devam edeni gördünüz mü?
Ya da emeğinize sahip olmadan açan?
Ulaşmaya çalıştığınızda canınızı yakan da odur. En küçük ilgisizliğinizde solan da… İhtişamlıdır evet ama o ihtişama ulaşmak için sizden neler aldığını da bakmak gerekmez mi? Ona şiirler dizelediğimizde o dizeleri de gene gül içinde güftelediğimizde de mutlu olur. Mutlu olduğu sürece de size ya da sevdanıza mutluluk katar.
Ama ya mutlu olmazsa?
Küçücük bir kitap arasında sıkıştırıp içine dünyaları sığdırdığınız bir gül o dünyaları size sunmaya ne kadar devam edebilir?
Ya ilgisizliğinizi hissettiğinde?
Asla size güzel kokular sunmaz ve sevginizin sözcüsü de olmaz. Onu kendi istediği şekle sokmaya çalışmalısınız. O vakit emeğinizi yüreğinizle birleştirerek bebek gibi ilgilenmelisiniz. Sözümüzün özü gül sizden bir şeyler almadan asla vermez. Güzelliği de ihtişamı da aslında buradan gelir.
Ya kır çiçekleri?
Hangi papatya gülden daha az sevgi sunmuştur yüreğimize? Hangi menekşe bahar müjdecisi olamamıştır? Hangi kardelen koca kışa sevgi ekememiş ve de sevdalılara dirençli güzellikler sunamamıştır? Ya hanımeli? Hiç koku sunumunda cimrilik yapmış mıdır? Onlarcasını daha sayabilirim.
Hangimiz bir papatya öldürüp, yapraklarını tek tek yolarken onun vereceği cevapla sevgi düşü kurmadık?
Kır çiçekleri candır. Dünyamızı güzelleştirmeye çalışmaktan başka düşünceleri olmayanlardır. Üstelik biz insanların onlara yaptığımız onca kötülüğe rağmen hiç bir şekilde asla cimrilik yapmazlar. Onlar baharımızı renklendirmek için gelirler, Dünyamıza yeni yeni ufuklar katar ve bütün bunların karşılığında hiçbir şey beklemezler. Onlar güneştir. Onlar sudur, topraktır.
Kır çiçekleri sevdanın elini avuçlarınıza alıp da yürüdüğünüzde hemen yanı başınızdadırlar. Hani an gelir de sevgilinizin gönlünü hoş etme ihtiyacınız olur ya…
Ya da küçük kırgınlıklarınızı unutturmak istersiniz. Belki yüreğinizde işlediğiniz sevdanızın saçlarına bir taç takma ihtiyacı duyarsınız. İşte kır çiçekleri bütün bunları hatta çok daha fazlasını sizden önce düşünür. Hesabını yapar.
Onun için hep yanınızda kalırlar. Asla aramazsınız çünkü onlar aşk için, onlar âşıklar için, onlar hayat için gözümüzün gördüğü her yerdedirler.
Onlar türkü istemezler, ilgi de, emek de istemezler. Çoğu zaman üstlerine basıp geçtiğimizde dahi üzülmezler. Hiç gelmeyeceğinizi bilseler dahi gocunmazlar. Tevazu öylesine büyüktür ki ne kadar kıyamet koparsa kopsun aslolan görevlerinden asla vazgeçmezler.
Gözlerimizi kapayıp düşündüğümüzde her zaman ötelediğimiz hor görüp kıymet vermediğimiz kır çiçeklerinin asla vazgeçmedikleri felsefelerinin dünyamızı güzelleştirmekten başka bir şey olmadığını görürüz.
Hayatı anlamak için insanları tanıyabilmek gerek. İnsanları tanıyabilmek de kır çiçeklerini anlayıp, onlara hak ettikleri değeri gösterebilmekle mümkün.
Hayatı kır çiçeği özverisinde yaşamaya çalışarak çirkinliklerin tamamını yok edebilir, daha güzel bir dünya da çok daha lezzetli bir ömüre sahip olabiliriz.
Kimse bana gül hayattır demesin.
Kimse bana gül aşktır demesin.
Aşk tevazu dur. Almadan vermeyi bilmektir.
Aşk kır çiçeğidir.
Hayatta.
Sevgi ile…
Ömer YAZICI
Güle koşarken üstüne bastığımız kır çiçeklerinin hesap sorma zamanıdır ilkbahar.
Gül güzeldir. Heybetli ve de cakalıdır.
Can alıcı yere dokunmayı iyi bilir sevgide. Binlerce sevdalıya ışık olmuştur. Milyonlarcasına da aşk sunmuştur. Sevginin büyümesindeki inanılmaz etkisi de cabası. Belki onlarcasını daha sayabilirim size…
Evet, peki siz hiç üstüne basılan gül gördünüz mü?
Üstüne basıldığı halde güzellik sunmaya devam edeni gördünüz mü?
Ya da emeğinize sahip olmadan açan?
Ulaşmaya çalıştığınızda canınızı yakan da odur. En küçük ilgisizliğinizde solan da… İhtişamlıdır evet ama o ihtişama ulaşmak için sizden neler aldığını da bakmak gerekmez mi? Ona şiirler dizelediğimizde o dizeleri de gene gül içinde güftelediğimizde de mutlu olur. Mutlu olduğu sürece de size ya da sevdanıza mutluluk katar.
Ama ya mutlu olmazsa?
Küçücük bir kitap arasında sıkıştırıp içine dünyaları sığdırdığınız bir gül o dünyaları size sunmaya ne kadar devam edebilir?
Ya ilgisizliğinizi hissettiğinde?
Asla size güzel kokular sunmaz ve sevginizin sözcüsü de olmaz. Onu kendi istediği şekle sokmaya çalışmalısınız. O vakit emeğinizi yüreğinizle birleştirerek bebek gibi ilgilenmelisiniz. Sözümüzün özü gül sizden bir şeyler almadan asla vermez. Güzelliği de ihtişamı da aslında buradan gelir.
Ya kır çiçekleri?
Hangi papatya gülden daha az sevgi sunmuştur yüreğimize? Hangi menekşe bahar müjdecisi olamamıştır? Hangi kardelen koca kışa sevgi ekememiş ve de sevdalılara dirençli güzellikler sunamamıştır? Ya hanımeli? Hiç koku sunumunda cimrilik yapmış mıdır? Onlarcasını daha sayabilirim.
Hangimiz bir papatya öldürüp, yapraklarını tek tek yolarken onun vereceği cevapla sevgi düşü kurmadık?
Kır çiçekleri candır. Dünyamızı güzelleştirmeye çalışmaktan başka düşünceleri olmayanlardır. Üstelik biz insanların onlara yaptığımız onca kötülüğe rağmen hiç bir şekilde asla cimrilik yapmazlar. Onlar baharımızı renklendirmek için gelirler, Dünyamıza yeni yeni ufuklar katar ve bütün bunların karşılığında hiçbir şey beklemezler. Onlar güneştir. Onlar sudur, topraktır.
Kır çiçekleri sevdanın elini avuçlarınıza alıp da yürüdüğünüzde hemen yanı başınızdadırlar. Hani an gelir de sevgilinizin gönlünü hoş etme ihtiyacınız olur ya…
Ya da küçük kırgınlıklarınızı unutturmak istersiniz. Belki yüreğinizde işlediğiniz sevdanızın saçlarına bir taç takma ihtiyacı duyarsınız. İşte kır çiçekleri bütün bunları hatta çok daha fazlasını sizden önce düşünür. Hesabını yapar.
Onun için hep yanınızda kalırlar. Asla aramazsınız çünkü onlar aşk için, onlar âşıklar için, onlar hayat için gözümüzün gördüğü her yerdedirler.
Onlar türkü istemezler, ilgi de, emek de istemezler. Çoğu zaman üstlerine basıp geçtiğimizde dahi üzülmezler. Hiç gelmeyeceğinizi bilseler dahi gocunmazlar. Tevazu öylesine büyüktür ki ne kadar kıyamet koparsa kopsun aslolan görevlerinden asla vazgeçmezler.
Gözlerimizi kapayıp düşündüğümüzde her zaman ötelediğimiz hor görüp kıymet vermediğimiz kır çiçeklerinin asla vazgeçmedikleri felsefelerinin dünyamızı güzelleştirmekten başka bir şey olmadığını görürüz.
Hayatı anlamak için insanları tanıyabilmek gerek. İnsanları tanıyabilmek de kır çiçeklerini anlayıp, onlara hak ettikleri değeri gösterebilmekle mümkün.
Hayatı kır çiçeği özverisinde yaşamaya çalışarak çirkinliklerin tamamını yok edebilir, daha güzel bir dünya da çok daha lezzetli bir ömüre sahip olabiliriz.
Kimse bana gül hayattır demesin.
Kimse bana gül aşktır demesin.
Aşk tevazu dur. Almadan vermeyi bilmektir.
Aşk kır çiçeğidir.
Hayatta.
Sevgi ile…
Ömer YAZICI









