SORU1: Merhabalar… Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
- Kahramanmaraş doğumluyum. İzmir Dokuz Eylül Tıp Fakültesini bitirdim ve aynı fakültede enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlığı yaptım. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesinde kurucu öğretim üyesi olarak çalıştım, Şimdi İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesinde çalışıyorum.
-SORU2: Yapılan araştırmalara göre D vitamini takviyesinin Covid 19’dan kaynaklı ölüm oranını 2,14 kat azalttığı söyleniyor. Doğruluk payını sizden öğrenebilir miyiz?
-D vitamini gibi metabolik destek ürünlerinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri aşikârdır fakat bunların tedavi edici etkileri olduğunu söylemek biraz niyet okumak gibi olur. Çünkü bu makalelere baktığınızda istatistiksel olarak verilerin çok belirgin anlamlı olmadığını görüyoruz. Zaten anlamlı olsa, rehberlerde tedavi veya korunmada yaygın kullanım için öneriler arasına girmeleri gerekirdi. Bunları daha çok bireysel destek ürünleri olarak görmek gerektir.
“AVRUPA AŞILANMA ORTALAMASI TÜRKİYEDEN DÜŞÜKTÜR.’’
SORU3: Bu denli fazla aşılanmaya rağmen Avrupa’da rekor vakalar var. Size göre bu vakaların sebebi nedir?
-Avrupa aşılanma ortalaması Türkiye’den düşüktür. %67 oranla sadece Almanya aşılanma oranı bizden fazladır. Türkiye aşılanma oranı %6o’tır. Avrupa ortalama %40, diğer AB ülkeleri %20 civarındadır. Aşı dağılımı adaletsizliği ile birleşip buna serbest dolaşım eklenince sonuç kaçınılmaz oluyor. Ama daha önemli bir sebep var ki, üçüncü dozu önemsemediler ve geç başladılar. Bir diğer ciddi sebep ise, sınırda aşılanma oranlarına sahip ülkeler maske-mesafe önlemlerini hafife alıp, kaldırdı. Delta varyantı gibi bulaşıcılığı yüksek bir varyant da işin tuzu biberi oldu…
“ŞUANDA DÜNYADAKİ EN BASKIN VARYANT DELTA VARYANTIDIR.’’
SORU4: Ortaya çıkan yeni varyant “OMİCRON’’ diğer varyantlara kıyasla ne kadar tehlikelidir?
-Daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor. Aşıdan kaçabilen bir varyant mıdır? Henüz şuan için net değil…İlk verilere göre Güney Afrika bölgesinde hızlı bir artış söz konusu ama hafif olgular şeklinde.Her ne olursa olsun şuan da dünyada baskın varyant halen delta varyantıdır ve aşılar buna karşı iyi çalışıyor.. Bu nedenle aşı olmamış olan kesimin aşı olması ve hatırlatma dozlarını unutmaması gerekir.
SORU5: Çoğu zaman bilim kuruluna “doğruların tüm çıplaklığıyla anlatılmadığı’’ sebep gösterilerek eleştiriler yapılıyor.Yapılan bu eleştiriler hakkında neler söylemek istersiniz?
-Bilim Kurulu bu stresli dönemde çok önemli bir misyon üstlendi… Alınan kararlar ve uygulamaların eleştirilmesi gayet doğaldır. Ben de eleştirilere olumlu gözle bakıyorum. Çünkü herkes bilgisi dâhilinde katkıda bulunmaya çalışıyor. Salgın yönetimi sadece sağlık alanı ile ilgili değil, bunun sosyal, psikolojik, ekonomik, eğitim gibi birçok boyutu var… Bunların çatışmasını gayet doğal karşılıyorum. Biz sağlık alanı ile ilgili konularda danışmanlık yapıyoruz. Sağlık alanındaki yapılan eleştirileri de dinleyip anlamaya çalışmak taraftarıyım. Öylede yapmaya çalışıyorum. Bazılarını haklı buluyorum ama çoğunluğu insafsızca ve sadece eleştiri yapmak için söylenmiş ifadelerdir. Daha çok magazinsel ve hiçbir bilimsel dayanağı yok.
“TÜRKİYE AŞI ALANINDA İLK DAVRANAN ÜLKELERDEN BİRİ OLARAK KAZANÇLI ÇIKACAKTIR.’’
SORU6: Yerli aşımız TURKUVAC, diğer aşılarla kıyaslandığında etki açısından potansiyeli ne durumdadır?
-Aslında sonuçları tahmin edilebilecek bir aşı… Sonuçta bunun stratejik önemi , yerli ve milli
olması ve aşının dışa bağımlılıktan çıkmasıdır. Çünkü aşıya herkesin ihtiyacı var, üstelik aynı anda.Sırf bu nedenle örneğin Fransa AB aşı programını askıya alarak kendi aşısını geliştirdi ve erken onay aldı. Hatta onların ki de inaktif aşı… Tüm ülkeler zamanla bunun önemini anlayıp kendi üretim ve geliştirme teknolojilerini kuracaktır… Türkiye bu konuda da ilk davranan ülkelerden biri olarak kısa-orta-uzun vadede kazançlı çıkacaktır.
“EĞER AŞILANMA ORANLARIMIZI %80 BANDINA ÇIKARIR VE HATIRLATMA DOZLARININ ÖNEMİNİ CANLI TUTUP KAMUOYUNU İKNA EDEBİLİRSEK 2022’NİN İKİNCİ YARISINDA OLAĞANÜSTÜ DURUMUN ORTADAN KALKACAĞINA İNANIYORUM.’’
SORU7: Herkesin merak ettiği soruyu sormak istiyorum. Dünya Covid 19’dan ne zaman tamamen kurtulur?
-Bunun için tahmin modellemeler vardır. Afrika gibi aşıya ulaşamayanlara aşı temin edilemediği sürece daha uzun süre bu konuyu tartışacağız. Tarih olarak 2025 diyebilirim. Eğer aşılanma oranlarımızı %80 bandına çıkarır ve bu süreçte hatırlatma dozlarının önemini canlı tutup kamuoyunu bu noktada ikna edebilirsek; 2022’nin ikinci yarısında olağanüstü durumun ortadan kalkacağını düşünüyorum. Bu orana ne kadar erken kavuşursak, bu tarih o kadar erkene gelecektir.
-Röportaj için teşekkür ederim.
-Ben teşekkür ediyorum…
- Kahramanmaraş doğumluyum. İzmir Dokuz Eylül Tıp Fakültesini bitirdim ve aynı fakültede enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlığı yaptım. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesinde kurucu öğretim üyesi olarak çalıştım, Şimdi İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesinde çalışıyorum.
-SORU2: Yapılan araştırmalara göre D vitamini takviyesinin Covid 19’dan kaynaklı ölüm oranını 2,14 kat azalttığı söyleniyor. Doğruluk payını sizden öğrenebilir miyiz?
-D vitamini gibi metabolik destek ürünlerinin bağışıklık sistemine olumlu etkileri aşikârdır fakat bunların tedavi edici etkileri olduğunu söylemek biraz niyet okumak gibi olur. Çünkü bu makalelere baktığınızda istatistiksel olarak verilerin çok belirgin anlamlı olmadığını görüyoruz. Zaten anlamlı olsa, rehberlerde tedavi veya korunmada yaygın kullanım için öneriler arasına girmeleri gerekirdi. Bunları daha çok bireysel destek ürünleri olarak görmek gerektir.
“AVRUPA AŞILANMA ORTALAMASI TÜRKİYEDEN DÜŞÜKTÜR.’’
SORU3: Bu denli fazla aşılanmaya rağmen Avrupa’da rekor vakalar var. Size göre bu vakaların sebebi nedir?
-Avrupa aşılanma ortalaması Türkiye’den düşüktür. %67 oranla sadece Almanya aşılanma oranı bizden fazladır. Türkiye aşılanma oranı %6o’tır. Avrupa ortalama %40, diğer AB ülkeleri %20 civarındadır. Aşı dağılımı adaletsizliği ile birleşip buna serbest dolaşım eklenince sonuç kaçınılmaz oluyor. Ama daha önemli bir sebep var ki, üçüncü dozu önemsemediler ve geç başladılar. Bir diğer ciddi sebep ise, sınırda aşılanma oranlarına sahip ülkeler maske-mesafe önlemlerini hafife alıp, kaldırdı. Delta varyantı gibi bulaşıcılığı yüksek bir varyant da işin tuzu biberi oldu…
“ŞUANDA DÜNYADAKİ EN BASKIN VARYANT DELTA VARYANTIDIR.’’
SORU4: Ortaya çıkan yeni varyant “OMİCRON’’ diğer varyantlara kıyasla ne kadar tehlikelidir?
-Daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor. Aşıdan kaçabilen bir varyant mıdır? Henüz şuan için net değil…İlk verilere göre Güney Afrika bölgesinde hızlı bir artış söz konusu ama hafif olgular şeklinde.Her ne olursa olsun şuan da dünyada baskın varyant halen delta varyantıdır ve aşılar buna karşı iyi çalışıyor.. Bu nedenle aşı olmamış olan kesimin aşı olması ve hatırlatma dozlarını unutmaması gerekir.
SORU5: Çoğu zaman bilim kuruluna “doğruların tüm çıplaklığıyla anlatılmadığı’’ sebep gösterilerek eleştiriler yapılıyor.Yapılan bu eleştiriler hakkında neler söylemek istersiniz?
-Bilim Kurulu bu stresli dönemde çok önemli bir misyon üstlendi… Alınan kararlar ve uygulamaların eleştirilmesi gayet doğaldır. Ben de eleştirilere olumlu gözle bakıyorum. Çünkü herkes bilgisi dâhilinde katkıda bulunmaya çalışıyor. Salgın yönetimi sadece sağlık alanı ile ilgili değil, bunun sosyal, psikolojik, ekonomik, eğitim gibi birçok boyutu var… Bunların çatışmasını gayet doğal karşılıyorum. Biz sağlık alanı ile ilgili konularda danışmanlık yapıyoruz. Sağlık alanındaki yapılan eleştirileri de dinleyip anlamaya çalışmak taraftarıyım. Öylede yapmaya çalışıyorum. Bazılarını haklı buluyorum ama çoğunluğu insafsızca ve sadece eleştiri yapmak için söylenmiş ifadelerdir. Daha çok magazinsel ve hiçbir bilimsel dayanağı yok.
“TÜRKİYE AŞI ALANINDA İLK DAVRANAN ÜLKELERDEN BİRİ OLARAK KAZANÇLI ÇIKACAKTIR.’’
SORU6: Yerli aşımız TURKUVAC, diğer aşılarla kıyaslandığında etki açısından potansiyeli ne durumdadır?
-Aslında sonuçları tahmin edilebilecek bir aşı… Sonuçta bunun stratejik önemi , yerli ve milli
olması ve aşının dışa bağımlılıktan çıkmasıdır. Çünkü aşıya herkesin ihtiyacı var, üstelik aynı anda.Sırf bu nedenle örneğin Fransa AB aşı programını askıya alarak kendi aşısını geliştirdi ve erken onay aldı. Hatta onların ki de inaktif aşı… Tüm ülkeler zamanla bunun önemini anlayıp kendi üretim ve geliştirme teknolojilerini kuracaktır… Türkiye bu konuda da ilk davranan ülkelerden biri olarak kısa-orta-uzun vadede kazançlı çıkacaktır.
“EĞER AŞILANMA ORANLARIMIZI %80 BANDINA ÇIKARIR VE HATIRLATMA DOZLARININ ÖNEMİNİ CANLI TUTUP KAMUOYUNU İKNA EDEBİLİRSEK 2022’NİN İKİNCİ YARISINDA OLAĞANÜSTÜ DURUMUN ORTADAN KALKACAĞINA İNANIYORUM.’’
SORU7: Herkesin merak ettiği soruyu sormak istiyorum. Dünya Covid 19’dan ne zaman tamamen kurtulur?
-Bunun için tahmin modellemeler vardır. Afrika gibi aşıya ulaşamayanlara aşı temin edilemediği sürece daha uzun süre bu konuyu tartışacağız. Tarih olarak 2025 diyebilirim. Eğer aşılanma oranlarımızı %80 bandına çıkarır ve bu süreçte hatırlatma dozlarının önemini canlı tutup kamuoyunu bu noktada ikna edebilirsek; 2022’nin ikinci yarısında olağanüstü durumun ortadan kalkacağını düşünüyorum. Bu orana ne kadar erken kavuşursak, bu tarih o kadar erkene gelecektir.
-Röportaj için teşekkür ederim.
-Ben teşekkür ediyorum…





