CHP, 1999 seçimlerinde yüzde 10 barajına takılıp Meclis dışında kalmıştı. Ecevit’in DSP’si yüzde 22,5’la seçimden galip çıktı, koalisyon ortaklarıyla 3 Kasım 2002’ye kadar iktidar oldu ve Cumhuriyet tarihinde iflasın eşiğine gelen birkaç hükümetten biri oldu.
Devlet Bahçeli’nin “Bu iş, bu adamlarla olmaz” deyip, erken seçime gidilmesiyle Türkiye hiç ummadığı bir anda, hiç ummadığı kadrolarla tarih yazacak bir fırsat yakaladı.
2020 yılı Temmuz ayının son günleri… İktidarda 18 senedir her seçimden zaferle çıkan bir AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, muhalefette de bu sözünü ettiğimiz süreçte her seçimden yenilgiyle çıkan bir CHP var. Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle ittifak kurma ile Cumhur İttifakı (AK Parti, MHP ve BBP) bunu fırsata çeviriyor. İktidar daha da GÜÇLENİYOR ve devrim niteliğinde işler yapılıyor. Pandemi ile dünyaya örnek gösteriliyoruz. “Tek dişi kalmış canavar” diye anılan Batı dünyası, gençleri kurtarmak için yaşlı hastaları ölüme terk ediyor. Ne de olsa Nazi kafası, II. Dünya Savaşı’nda birbirlerine düşman olsalar bile mevzuu İslam düşmanlığı olunca yan yana geliyor bu Haçlı zihniyeti, hatta yanlarına Siyonistleri bile alıyorlar.
Ülkemin, garibim muhalefeti de Millet İttifakı’nı (CHP, İyi Parti, SP, HDP) kurarak kendi ayaklarına kurşun sıkıyor. Birbirine benzemezler, her gün bir skandala neden oluyor. Cumhur İttifakı, yüksekliği (275 m. İle) Türkiye’nin en yüksek, dünyada da 2. Büyük barajı olan Yusufeli Barajı’nın açılışını yaparken, 2 garip adam da İstanbul’da (büyük hizmet diyerek) çeşme açılışı yapıyor!..
Yine mevcut AK Parti Hükümeti, yıllarca bölge insanının arzuladığı Botan Çayı üzerinde 165 m. Yüksekliği olan Beğendik Köprüsünü aynı günlerde ulaşıma açarken, CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi ise Bornova Otogar yakınındaki viyadükleri senelerce hizmete açamamanın ezikliğini yaşıyor. Viyadükteki demirlerin paslanması, yapımın ne kadar geciktiğini gözler önüne seriyor adeta.. Otobüsler, servisler otogara girebilmek için tur atıp duruyor.
Yapılan tüp geçitlerle Türkiye’nin dört bir yanından gelen araçlar bir anda İzmir Otogarı’nda buluyor Cumhur İttifakı ile. 6,5 saat yolculuğun ardından geldiğim İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden Bornova’daki evime ulaşabilmek için 1 saatlik zaman kaybediyorum.
Hangi birini sayayım. 45 günde yapılan Pandemi hastanelerini mi?, yoksa kendime hakim olamayıp Çeşme açıklarında kıyıdan fazla yüzerek açılıp 1,5 kilometre uzaktaki Yunan karasularına girip Yunan’a esir düşmeyi mi? Güney Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz yetmezmiş gibi Batı Akdeniz’de Libya’ya kadar uzanan Oruç Reis, Piri Reis, Turgut Reis gemileriyle petrol arama hakkımızdan mı bahsedeyim. Millet İttifakı da “Ne işimiz var Suriye’de. Ne işimiz var Libya’da, Ne işimiz var Katar’da, hatta ne işimiz var Venezuela’da… ?”
Farkı, fark etmişsinizdir sanırım.
CHP, bu kafa ile giderse askere… Zor alırsın tezkere.
3 Kasım 2002 öncesi iflas hükümetinin başarısızlarından ümit bekliyorlar. Kemal Derviş’in çantasını taşıyan Faik Öztrak, Maliye Bakanı Zekeriya Temizel ve niceleri. Yanlarına yeni yetme çenebazları almışlar, bağırarak muhalefet yaptıklarını sanıyorlar. Ama şunu unutuyorlar… Asrımızın en önemli olayı olan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin açılışına davet edilmesine rağmen icabet etmeyen Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun tutumuna karşılık Cuma namazına iştirak eden Muharrem İnce, “Ayasofya’yı açan camiyi ibadete açan eller öpülür” diyen bir Sinan Aygün, Baro Yasası’ndaki dik duruşu ile Başkan Metin Feyzioğlu ile Doğu Perinçek’lerin sayıları çığ gibi artıyor ve Zillet İttifakı da her gün irtifa kaybediyor.
Bu durumdan rahatsız olan CHP içindeki Sosyal Demokratlar (SHP), Demokratik Solcular (DSP), Kemalistler, yeni bir oluşumun içine girmişler bile. Sanırım 3. bir ittifak yolda.
SHP, DSP, Doğu Perinçek ve Kemalist Parti gibi…
Nede olsa binde 1 oranında oy alan Temel Karamollaoğlu bile parlamentoda… Siyasette, çok seslilik çok güzel, aynı 1950’deki gibi… Yeni Milli Şef Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP ise 1940’ların tek partisi.
Bay Kemal, Ekrum, Canan, Meral.. Şunu aklınızdan çıkarmayın. İktidara, Millete rağmen değil, Milletle yürüyerek ulaşılır.
Kalın sağlıcakla.
Devlet Bahçeli’nin “Bu iş, bu adamlarla olmaz” deyip, erken seçime gidilmesiyle Türkiye hiç ummadığı bir anda, hiç ummadığı kadrolarla tarih yazacak bir fırsat yakaladı.
2020 yılı Temmuz ayının son günleri… İktidarda 18 senedir her seçimden zaferle çıkan bir AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan, muhalefette de bu sözünü ettiğimiz süreçte her seçimden yenilgiyle çıkan bir CHP var. Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle ittifak kurma ile Cumhur İttifakı (AK Parti, MHP ve BBP) bunu fırsata çeviriyor. İktidar daha da GÜÇLENİYOR ve devrim niteliğinde işler yapılıyor. Pandemi ile dünyaya örnek gösteriliyoruz. “Tek dişi kalmış canavar” diye anılan Batı dünyası, gençleri kurtarmak için yaşlı hastaları ölüme terk ediyor. Ne de olsa Nazi kafası, II. Dünya Savaşı’nda birbirlerine düşman olsalar bile mevzuu İslam düşmanlığı olunca yan yana geliyor bu Haçlı zihniyeti, hatta yanlarına Siyonistleri bile alıyorlar.
Ülkemin, garibim muhalefeti de Millet İttifakı’nı (CHP, İyi Parti, SP, HDP) kurarak kendi ayaklarına kurşun sıkıyor. Birbirine benzemezler, her gün bir skandala neden oluyor. Cumhur İttifakı, yüksekliği (275 m. İle) Türkiye’nin en yüksek, dünyada da 2. Büyük barajı olan Yusufeli Barajı’nın açılışını yaparken, 2 garip adam da İstanbul’da (büyük hizmet diyerek) çeşme açılışı yapıyor!..
Yine mevcut AK Parti Hükümeti, yıllarca bölge insanının arzuladığı Botan Çayı üzerinde 165 m. Yüksekliği olan Beğendik Köprüsünü aynı günlerde ulaşıma açarken, CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi ise Bornova Otogar yakınındaki viyadükleri senelerce hizmete açamamanın ezikliğini yaşıyor. Viyadükteki demirlerin paslanması, yapımın ne kadar geciktiğini gözler önüne seriyor adeta.. Otobüsler, servisler otogara girebilmek için tur atıp duruyor.
Yapılan tüp geçitlerle Türkiye’nin dört bir yanından gelen araçlar bir anda İzmir Otogarı’nda buluyor Cumhur İttifakı ile. 6,5 saat yolculuğun ardından geldiğim İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden Bornova’daki evime ulaşabilmek için 1 saatlik zaman kaybediyorum.
Hangi birini sayayım. 45 günde yapılan Pandemi hastanelerini mi?, yoksa kendime hakim olamayıp Çeşme açıklarında kıyıdan fazla yüzerek açılıp 1,5 kilometre uzaktaki Yunan karasularına girip Yunan’a esir düşmeyi mi? Güney Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz yetmezmiş gibi Batı Akdeniz’de Libya’ya kadar uzanan Oruç Reis, Piri Reis, Turgut Reis gemileriyle petrol arama hakkımızdan mı bahsedeyim. Millet İttifakı da “Ne işimiz var Suriye’de. Ne işimiz var Libya’da, Ne işimiz var Katar’da, hatta ne işimiz var Venezuela’da… ?”
Farkı, fark etmişsinizdir sanırım.
CHP, bu kafa ile giderse askere… Zor alırsın tezkere.
3 Kasım 2002 öncesi iflas hükümetinin başarısızlarından ümit bekliyorlar. Kemal Derviş’in çantasını taşıyan Faik Öztrak, Maliye Bakanı Zekeriya Temizel ve niceleri. Yanlarına yeni yetme çenebazları almışlar, bağırarak muhalefet yaptıklarını sanıyorlar. Ama şunu unutuyorlar… Asrımızın en önemli olayı olan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin açılışına davet edilmesine rağmen icabet etmeyen Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun tutumuna karşılık Cuma namazına iştirak eden Muharrem İnce, “Ayasofya’yı açan camiyi ibadete açan eller öpülür” diyen bir Sinan Aygün, Baro Yasası’ndaki dik duruşu ile Başkan Metin Feyzioğlu ile Doğu Perinçek’lerin sayıları çığ gibi artıyor ve Zillet İttifakı da her gün irtifa kaybediyor.
Bu durumdan rahatsız olan CHP içindeki Sosyal Demokratlar (SHP), Demokratik Solcular (DSP), Kemalistler, yeni bir oluşumun içine girmişler bile. Sanırım 3. bir ittifak yolda.
SHP, DSP, Doğu Perinçek ve Kemalist Parti gibi…
Nede olsa binde 1 oranında oy alan Temel Karamollaoğlu bile parlamentoda… Siyasette, çok seslilik çok güzel, aynı 1950’deki gibi… Yeni Milli Şef Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP ise 1940’ların tek partisi.
Bay Kemal, Ekrum, Canan, Meral.. Şunu aklınızdan çıkarmayın. İktidara, Millete rağmen değil, Milletle yürüyerek ulaşılır.
Kalın sağlıcakla.









