Eğitimci Yazar Ömer Şahan anlatıyor…
Sizlerde biliyorsunuz ki önümüzde ki günlerde çocuklarımızı büyük bir sınav bekliyor, birçoğu hayatın da ilk kez sınava girecek bu heyecanı ilk kez yaşayacak. Şimdiden çocuklardan çok aileleri sınav heyecanını yaşıyor.
“Sınav Kaygısı Neden Var? Nasıl Azalır?”
Ben de sizleri bu ayki sayımızda, tüm bu sorulara cevap verecek konusunda uzman eğitimci yazar Ömer Şahan ile buluşturdum.
Ömer Şahan, kitabının arka kapak yazısında şöyle demiş; “Aslolan çocuğun hayat boyu mutluluğu ve başarısını getirecek yöntemleri bulmaktır. Bu yöntemler aynı zamanda sınav içinde yardımcı olacaktır.”
Ö.Ş.: Merhabalar, 1981 Yozgat doğumluyum. Ankara’da Hasanoğlu Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Kocaeli Üniversitesi Eğitim Yönetimi-Teftiş Planlaması ve Ekonomisi alanında yüksek lisans eğitimi aldım. 2004 yılında başladığım eğitimcilik kariyerimde uzun yıllar boyunca eğitimci-yönetici olarak OKS-SBS-TEOG-LGS ve YKS gibi sınavlara öğrenci hazırladım.
Halen kurucusu olduğum özel okullar ile Türk Eğitim Sistemine katkı sağlamaya devam ediyorum.
Aslına bakarsanız, Ömer Şahan, bir öğretmendir...
Eskilerin dediği gibi kolunda en güzelinden altın bileziği olan bir öğretmen...
2. Öğretmenlik hayatınızın büyük bir kısmı sınav ortamında geçmiş, bize biraz bu ortamı anlatabilir misiniz?
Ö.Ş.: Hayatın akışı içerisinde önemli dönüm noktalarından bir tanesi; Öğrencilerin liselere ve üniversitelere girişinde LGS ve YKS sınavları. Özellikle üniversite sınavı çok önemli! Ben 20 yılı aşkındır sınava hazırlık grubundaki öğrencilerimizle yol arkadaşlığı yapıyorum. Bu süreçte hem sınava hazırlık kursumuzda hem de okulumuzda ekibimizle bu süreci titizlikle takip edip destek olmaya çalışıyoruz. YKS ve LGS öğrencilerine farklı alanlarda motive ediyoruz.
Bol bol soru çözmelerini sağlıyoruz. Soru çözüm taktikleri ve özellikle sınav kaygısı konusunda onları hazırlıyoruz. Hatta bu alanda ülkemizin değişik yerlerindeki gençlerle buluşup onlardan yeni şeyler öğreniyorum. Gençlerin düşünceleri benim için büyük avantaj. Buna kendi tecrübelerimi de ekleyip çok daha güzel yerlere nasıl geliriz diye hep bir koşturmaca halindeyim. Öğrenmek benim içinde hayatın her yaşında hızlı bir şekilde devam ediyor.Sınav heyecanı, sınav salonuna giriş, kitapçığı açtığında ki ilk an, çocuğun kalemi eline tutuşu bu anlar her öğrenci için farklı bir deneyim ve heyecan oluyor.
Bu durumu gözlemleyen birisi olarak “anlatılmaz, yaşanır” diyorum. Ve herkesin hayatında en az bir kez de olsa bu ortamı yaşadığını düşünürsek burada benim amacım o heyecan olan kısmı yenmelerini sağlamak ve kısıtlı zamanın verimli kullanımı için elimden geleni yapmaya çalışmak.
3. Teknolojinin her geçen gün ilerlediği ve hayatımızın dijital bir ortama döndüğü bu günlerde çocuklarımızın sınava hazırlanma aşamasında “Kütüphane Kültürü” kütüphanede ders çalışma ve yazılı not tutmanın avantajı kaldı mı?
Ö.Ş.: Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Özellikle de pandemi sonrası dünya çok hızlı değişti ve bu anlamda dijitalleşme yani teknoloji hayatımızın her alanına yerleşti. Bu da bizleri daha dikkatli davranmaya sevk ediyor. Burada şöyle bir soru çıkıyor karşımıza; “Hızla gelişen teknoloji nasıl faydalı hale gelir?”Gelişen teknolojiyi verimli hale nasıl getirebiliriz. Ben buna “Verimli teknoloji kullanımı...” diyorum. Çocuklarımızın sosyal medyada vakit geçirirken, sosyal medyayı faydalı kullanmalarını ve en önemlisi ise sosyal hayatın kendisini kaçırmamaları gerektiğini düşünüyorum.
Bu bağlamda ise kütüphanelerin kıymetini bilmelerini istiyorum ki zaten son zamanlarda Kültür Bakanlığı desteği ile birçok okulda kütüphaneler kuruldu ve öğrenciler kütüphanelerde vakit geçirmeye başladı. Bu çok güzel...
Çünkü kütüphanelerde kitap okumanın keyfi ayrı güzeldir. Sağladığı fayda saymakla bitmez en önemlisi ise kütüphanelerde sosyal medya yoktur. Cep telefonu, tablet, vs. kullanılmaz. Sessizdir... Okuduğunu, yazdığını çok daha hızlı anlarsın.
Yazmak en iyi anlama yöntemlerinden bir tanesidir. Ders çalışırken not tutmanın faydaları saymakla bitmez.
Bir konuyu dinlerken ya da okurken kesinlikle not tutulmalıdır.
4.Sınav kaygısı nedir? Nasıl Azalır ve bu durumla nasıl baş edilir? Kitabınızı okumayanlar için kısaca anlatabilir misiniz?
Ö.Ş.: “Sınav Kaygısı” modern zamanların getirdiği bir kaygı türü olarak ailelerin ve çocukların önünde bir dağ gibi her geçen gün yükseliyor. Bu dağı aşmak için her bir aile kendi yöntemlerini oluşturmaya çalışırken kimi aile çocuğunu fazla rahat kimi aile ise çok gergin buluyor. Her iki tavrın da sınav başarısına gölge düşüreceğini düşünüyorlar. Burada şunu unutuyorlar; Önemli olan çocuğun hayat boyu mutluluğu ve başarısını getirecek yöntemleri bulmak. Bu yöntemler aynı zamanda sınav içinde yardımcı olacaktır.
Aşırı kaygıyı ortadan kaldırmayı hedeflediğim “Sınav Kaygısı Nedir? Nasıl Azalır?” kitabımda; kaygının başlangıcından tutun da nasıl geliştiğini ve davranış bozukluğuna sebep olduğu süreci örnekleri ile anlatmaya çalıştım. Önceliğim ise bu durumun oluşmamasını sağlamak oldu.
... ama oluştuğu durumlarda da nasıl baş edebileceğimizi meslektaşlarıma, ebeveynlere ve özelliklede çocuklarımıza yaşadığım tecrübeler doğrultusunda anlatmak istedim.
Her öğrencinin hayatında en az üç ya da dört kez bu kaygıyı sınav öncesi yaşadığını düşünürsek bu kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
5. Çocuklarımız ders çalışırken biz ebeveynler olarak nelere dikkat etmeliyiz?
Ö.Ş.: Öncelikle şunu söyleyeyim ders çalışmak kolay iş değil!..
Hayatın tamamında olduğu gibi ders çalışırken de planlı olmak zorundayız... Zamanı avantajımıza kullanmak için günü, haftayı, bir dönemi, bir yılı hatta önümüzdeki beş/on yılımızı planlamalıyız. Anne babalarında bu konuda çocuklarına destek olmalarını istiyorum. Çocuk bunu hissetmeli...
Evde bir çocuk ders çalışıyorsa o anlık sosyal medya, telefon, arkadaş, gezmek, vs. kısacası hayatından geleceği için fedakârlık ediyorsa anne babanın da hayatından fedakârlık etmesi gerekiyor.
Gezmek yok, sosyal medya yok, televizyon, vs. yok...
Elinize bir kitap alıp okuyabilirsiniz.
Emin olun bunun olumlu yansımasını fark edeceksiniz.
6. Sınav esnasında zamanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için, en iyi bilinen dersten başlamak avantajlı olur mu?
Ö.Ş.: En iyi bilinen dersten değil de, sözel bir testten başlamak, yani metin okuyup, okuduğunu anlamaya çalışmak, o konuya dayalı testleri çözmek doğru olacaktır. YKS’ye giren öğrencilerimi gözlemlediğimde ve tecrübelerimi de buna ilave ettiğimde evet, Türkçe dersinden başlamak her zaman doğru karar...
Sonrasın da sayısal çok daha anlaşılır oluyor.
7. LGS ve Üniversite sınavına sayılı günler kaldı sınava girecek çocuklarımıza ve ebeveynlere ne tavsiye edersiniz?
Ö.Ş.: LGS ve YKS sınavı yaklaştı. Öğrencilerin son günlerini deneme sınavı çözerek geçirmelerini, bunun yanında açık havada vakit geçirmelerini, aileleri ile birlikte olmalarını, ailelerinin desteklerini görmelerini istiyorum.
Ailelerin desteği çok önemli... Sınavda başarı oranlarını etkiliyor.
LGS kapıda ama YKS’ye biraz daha zaman olduğunu düşünürsek, zayıf olduğu konuların üzerine gitmeliler. Bol bol soru çözmeliler. Konular hakkında arkadaşları ile tartışabilmeliler ki akılda kalıcılığı olsun.
8. Ben sizi “Bir Nefes Kadıköy” kitabınız ile tanıdım bu kitap tam bir Kadıköy rehberi ve aynı zamanda farkındalık da yaratıyor. Bize biraz bu kitabınızdan bahseder misiniz?
Ö.Ş.: Kadıköy ilçemiz tarihi ve kültürüyle İstanbul’u İstanbul yapan semtlerimizden bir tanesidir. Geçmişine şöyle dönüp bakarsak M.Ö. 825 yıllarına dayanıyor. Anlayacağınız köklü bir ilçe.
Bende bu kitabımızda Kadıköy’ü okuyucuya Meral öğretmen ve Arda ile gezdirdim.
Arda tekerlekli sandalyede...
Meral Öğretmen; Arda bazen de Duru’nun katıldığı gezilerde Kadıköy’ü baştan sona gezerken sokakların, mekânların, evlerin, camilerin, çeşmelerin, müzelerin tarihini anlattı.
İnsanların birlikte yaşarken, birbirlerine destek olurken nasıl mutlu olabileceğine tanık olduk. Kadıköy’ü okumaktan ziyade elimden geldiğince yaşatmaya, yaşarken geçmişe gitmenin ve o geçmişin içerisinde kendimizi bulmanın ne kadar güzel olduğunu göstermeye çalıştım.
Hatta ben “Bir Nefes Kadıköy” kitabı için şöyle diyorum; Kadıköy’e gidin, Akmar Pasajı’ndan kitabı alın, sahilden Eminönü vapuruna binin kitabı okumaya başlayın, karşıya geçin, Eminönü’nde bir de keyifle kahve için, tekrar vapura binin ve Kadıköy’e dönün. Kitabı bitirirsiniz...
Bir nefeste...
Hani derler ya “7’den 70’e” işte Bir Nefes Kadıköy kitabı her yaş grubunun keyifle okuyacağı bir kitaptır.
Ömer Şahan, sizinle sohbet etmek, tecrübelerinizi dinlemek çok keyifliydi. Birçok ebeveyne rehber olacağımızı düşünüyorum. Bu güzel söyleşi için teşekkürler.
Esra Akgün
Sizlerde biliyorsunuz ki önümüzde ki günlerde çocuklarımızı büyük bir sınav bekliyor, birçoğu hayatın da ilk kez sınava girecek bu heyecanı ilk kez yaşayacak. Şimdiden çocuklardan çok aileleri sınav heyecanını yaşıyor.
“Sınav Kaygısı Neden Var? Nasıl Azalır?”
Ben de sizleri bu ayki sayımızda, tüm bu sorulara cevap verecek konusunda uzman eğitimci yazar Ömer Şahan ile buluşturdum.
Ömer Şahan, kitabının arka kapak yazısında şöyle demiş; “Aslolan çocuğun hayat boyu mutluluğu ve başarısını getirecek yöntemleri bulmaktır. Bu yöntemler aynı zamanda sınav içinde yardımcı olacaktır.”
- Ömer Şahan bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Ö.Ş.: Merhabalar, 1981 Yozgat doğumluyum. Ankara’da Hasanoğlu Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Kocaeli Üniversitesi Eğitim Yönetimi-Teftiş Planlaması ve Ekonomisi alanında yüksek lisans eğitimi aldım. 2004 yılında başladığım eğitimcilik kariyerimde uzun yıllar boyunca eğitimci-yönetici olarak OKS-SBS-TEOG-LGS ve YKS gibi sınavlara öğrenci hazırladım.
Halen kurucusu olduğum özel okullar ile Türk Eğitim Sistemine katkı sağlamaya devam ediyorum.
Aslına bakarsanız, Ömer Şahan, bir öğretmendir...
Eskilerin dediği gibi kolunda en güzelinden altın bileziği olan bir öğretmen...
2. Öğretmenlik hayatınızın büyük bir kısmı sınav ortamında geçmiş, bize biraz bu ortamı anlatabilir misiniz?
Ö.Ş.: Hayatın akışı içerisinde önemli dönüm noktalarından bir tanesi; Öğrencilerin liselere ve üniversitelere girişinde LGS ve YKS sınavları. Özellikle üniversite sınavı çok önemli! Ben 20 yılı aşkındır sınava hazırlık grubundaki öğrencilerimizle yol arkadaşlığı yapıyorum. Bu süreçte hem sınava hazırlık kursumuzda hem de okulumuzda ekibimizle bu süreci titizlikle takip edip destek olmaya çalışıyoruz. YKS ve LGS öğrencilerine farklı alanlarda motive ediyoruz.
Bol bol soru çözmelerini sağlıyoruz. Soru çözüm taktikleri ve özellikle sınav kaygısı konusunda onları hazırlıyoruz. Hatta bu alanda ülkemizin değişik yerlerindeki gençlerle buluşup onlardan yeni şeyler öğreniyorum. Gençlerin düşünceleri benim için büyük avantaj. Buna kendi tecrübelerimi de ekleyip çok daha güzel yerlere nasıl geliriz diye hep bir koşturmaca halindeyim. Öğrenmek benim içinde hayatın her yaşında hızlı bir şekilde devam ediyor.Sınav heyecanı, sınav salonuna giriş, kitapçığı açtığında ki ilk an, çocuğun kalemi eline tutuşu bu anlar her öğrenci için farklı bir deneyim ve heyecan oluyor.
Bu durumu gözlemleyen birisi olarak “anlatılmaz, yaşanır” diyorum. Ve herkesin hayatında en az bir kez de olsa bu ortamı yaşadığını düşünürsek burada benim amacım o heyecan olan kısmı yenmelerini sağlamak ve kısıtlı zamanın verimli kullanımı için elimden geleni yapmaya çalışmak.
3. Teknolojinin her geçen gün ilerlediği ve hayatımızın dijital bir ortama döndüğü bu günlerde çocuklarımızın sınava hazırlanma aşamasında “Kütüphane Kültürü” kütüphanede ders çalışma ve yazılı not tutmanın avantajı kaldı mı?
Ö.Ş.: Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Özellikle de pandemi sonrası dünya çok hızlı değişti ve bu anlamda dijitalleşme yani teknoloji hayatımızın her alanına yerleşti. Bu da bizleri daha dikkatli davranmaya sevk ediyor. Burada şöyle bir soru çıkıyor karşımıza; “Hızla gelişen teknoloji nasıl faydalı hale gelir?”Gelişen teknolojiyi verimli hale nasıl getirebiliriz. Ben buna “Verimli teknoloji kullanımı...” diyorum. Çocuklarımızın sosyal medyada vakit geçirirken, sosyal medyayı faydalı kullanmalarını ve en önemlisi ise sosyal hayatın kendisini kaçırmamaları gerektiğini düşünüyorum.
Bu bağlamda ise kütüphanelerin kıymetini bilmelerini istiyorum ki zaten son zamanlarda Kültür Bakanlığı desteği ile birçok okulda kütüphaneler kuruldu ve öğrenciler kütüphanelerde vakit geçirmeye başladı. Bu çok güzel...
Çünkü kütüphanelerde kitap okumanın keyfi ayrı güzeldir. Sağladığı fayda saymakla bitmez en önemlisi ise kütüphanelerde sosyal medya yoktur. Cep telefonu, tablet, vs. kullanılmaz. Sessizdir... Okuduğunu, yazdığını çok daha hızlı anlarsın.
Yazmak en iyi anlama yöntemlerinden bir tanesidir. Ders çalışırken not tutmanın faydaları saymakla bitmez.
Bir konuyu dinlerken ya da okurken kesinlikle not tutulmalıdır.
4.Sınav kaygısı nedir? Nasıl Azalır ve bu durumla nasıl baş edilir? Kitabınızı okumayanlar için kısaca anlatabilir misiniz?
Ö.Ş.: “Sınav Kaygısı” modern zamanların getirdiği bir kaygı türü olarak ailelerin ve çocukların önünde bir dağ gibi her geçen gün yükseliyor. Bu dağı aşmak için her bir aile kendi yöntemlerini oluşturmaya çalışırken kimi aile çocuğunu fazla rahat kimi aile ise çok gergin buluyor. Her iki tavrın da sınav başarısına gölge düşüreceğini düşünüyorlar. Burada şunu unutuyorlar; Önemli olan çocuğun hayat boyu mutluluğu ve başarısını getirecek yöntemleri bulmak. Bu yöntemler aynı zamanda sınav içinde yardımcı olacaktır.
Aşırı kaygıyı ortadan kaldırmayı hedeflediğim “Sınav Kaygısı Nedir? Nasıl Azalır?” kitabımda; kaygının başlangıcından tutun da nasıl geliştiğini ve davranış bozukluğuna sebep olduğu süreci örnekleri ile anlatmaya çalıştım. Önceliğim ise bu durumun oluşmamasını sağlamak oldu.
... ama oluştuğu durumlarda da nasıl baş edebileceğimizi meslektaşlarıma, ebeveynlere ve özelliklede çocuklarımıza yaşadığım tecrübeler doğrultusunda anlatmak istedim.
Her öğrencinin hayatında en az üç ya da dört kez bu kaygıyı sınav öncesi yaşadığını düşünürsek bu kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
5. Çocuklarımız ders çalışırken biz ebeveynler olarak nelere dikkat etmeliyiz?
Ö.Ş.: Öncelikle şunu söyleyeyim ders çalışmak kolay iş değil!..
Hayatın tamamında olduğu gibi ders çalışırken de planlı olmak zorundayız... Zamanı avantajımıza kullanmak için günü, haftayı, bir dönemi, bir yılı hatta önümüzdeki beş/on yılımızı planlamalıyız. Anne babalarında bu konuda çocuklarına destek olmalarını istiyorum. Çocuk bunu hissetmeli...
Evde bir çocuk ders çalışıyorsa o anlık sosyal medya, telefon, arkadaş, gezmek, vs. kısacası hayatından geleceği için fedakârlık ediyorsa anne babanın da hayatından fedakârlık etmesi gerekiyor.
Gezmek yok, sosyal medya yok, televizyon, vs. yok...
Elinize bir kitap alıp okuyabilirsiniz.
Emin olun bunun olumlu yansımasını fark edeceksiniz.
6. Sınav esnasında zamanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için, en iyi bilinen dersten başlamak avantajlı olur mu?
Ö.Ş.: En iyi bilinen dersten değil de, sözel bir testten başlamak, yani metin okuyup, okuduğunu anlamaya çalışmak, o konuya dayalı testleri çözmek doğru olacaktır. YKS’ye giren öğrencilerimi gözlemlediğimde ve tecrübelerimi de buna ilave ettiğimde evet, Türkçe dersinden başlamak her zaman doğru karar...
Sonrasın da sayısal çok daha anlaşılır oluyor.
7. LGS ve Üniversite sınavına sayılı günler kaldı sınava girecek çocuklarımıza ve ebeveynlere ne tavsiye edersiniz?
Ö.Ş.: LGS ve YKS sınavı yaklaştı. Öğrencilerin son günlerini deneme sınavı çözerek geçirmelerini, bunun yanında açık havada vakit geçirmelerini, aileleri ile birlikte olmalarını, ailelerinin desteklerini görmelerini istiyorum.
Ailelerin desteği çok önemli... Sınavda başarı oranlarını etkiliyor.
LGS kapıda ama YKS’ye biraz daha zaman olduğunu düşünürsek, zayıf olduğu konuların üzerine gitmeliler. Bol bol soru çözmeliler. Konular hakkında arkadaşları ile tartışabilmeliler ki akılda kalıcılığı olsun.
8. Ben sizi “Bir Nefes Kadıköy” kitabınız ile tanıdım bu kitap tam bir Kadıköy rehberi ve aynı zamanda farkındalık da yaratıyor. Bize biraz bu kitabınızdan bahseder misiniz?
Ö.Ş.: Kadıköy ilçemiz tarihi ve kültürüyle İstanbul’u İstanbul yapan semtlerimizden bir tanesidir. Geçmişine şöyle dönüp bakarsak M.Ö. 825 yıllarına dayanıyor. Anlayacağınız köklü bir ilçe.
Bende bu kitabımızda Kadıköy’ü okuyucuya Meral öğretmen ve Arda ile gezdirdim.
Arda tekerlekli sandalyede...
Meral Öğretmen; Arda bazen de Duru’nun katıldığı gezilerde Kadıköy’ü baştan sona gezerken sokakların, mekânların, evlerin, camilerin, çeşmelerin, müzelerin tarihini anlattı.
İnsanların birlikte yaşarken, birbirlerine destek olurken nasıl mutlu olabileceğine tanık olduk. Kadıköy’ü okumaktan ziyade elimden geldiğince yaşatmaya, yaşarken geçmişe gitmenin ve o geçmişin içerisinde kendimizi bulmanın ne kadar güzel olduğunu göstermeye çalıştım.
Hatta ben “Bir Nefes Kadıköy” kitabı için şöyle diyorum; Kadıköy’e gidin, Akmar Pasajı’ndan kitabı alın, sahilden Eminönü vapuruna binin kitabı okumaya başlayın, karşıya geçin, Eminönü’nde bir de keyifle kahve için, tekrar vapura binin ve Kadıköy’e dönün. Kitabı bitirirsiniz...
Bir nefeste...
Hani derler ya “7’den 70’e” işte Bir Nefes Kadıköy kitabı her yaş grubunun keyifle okuyacağı bir kitaptır.
Ömer Şahan, sizinle sohbet etmek, tecrübelerinizi dinlemek çok keyifliydi. Birçok ebeveyne rehber olacağımızı düşünüyorum. Bu güzel söyleşi için teşekkürler.
Esra Akgün





