Son yılların çok popüler akımlarından, çeşitli bitkilerle hastalıklara deva aramak. Şu ot çok faydalı, bunun meyvesi mutlaka tüketilmeli, falanca bitkinin tohumunu havanda öğütüp yoğurtla karıştır, günde 3 öğün muhakkak tüket, kesin kilo verdiriyor …Aslında ne kadar güzel görünüyor, insanlığın binlerce yıllık tecrübesinin ve bilgi birikiminin, şamanlar, şifacılar, otacılar, aktarlar tarafından günümüz insanına deva olarak aktarılmış olması.
Ancak toplum, buna da gerçekliğini araştırmadan, kolay kazanım elde etmenin cazibesiyle, tabiri caizse balıklama atlıyor.
O eski zamanlara bir göz atalım. Bir kere her önüne gelen şifacı olamazdı. Önce çıraklık, kalfalık mertebelerinden geçer, öğreticileri olan şifacılara yıllarca hizmet ve yardım ederler, sanatlarının en ufak ayrıntılarını dahi belli bir sistem içinde, görerek, yardım ederek, sıkı gözetim altında uygulayarak yeterliliklerini ispat etmeden el alamaz, kimseyi tedavi etmeye kalkışamazlardı. Yani belli bir sistem içinde kalmak zorundaydılar.

Şimdi öyle mi? Ana haber bültenlerinden, magazin programlarına, sabah eğlence kuşaklarına kadar her yerde birileri çıkıp “DAVUL TOZU, MİNARE GÖLGESİ” önermek peşinde. Sözüm gerçekten bu işe bilimsel veriler ışığında yaklaşan değerli doktorlarımızı, eczacılarımızı, gıda ve beslenme bilimiyle uğraşan meslektaşlarımı kapsamamaktadır, aman sizler alınmayın ve meydanı boş bırakmayın…
Üniversitelerimize, Sağlık ve Tarım Bakanlıklarımıza bu vesile ile seslenmek istiyorum. “BUNLAR GIDA TAKVİYESİDİR” SÖYLEMİYLE BASİTÇE İŞİN İÇİNDEN SIYRILMAYA ÇALIŞMAYIN. HALK SAĞLIĞIYLA OYNAYANLARA, MEYDAN AÇIYORSUNUZ. Üniversitelerimiz bünyesinde, konuyu yararıyla ve de zararıyla halka aktarmaya yetkin ve yetkili uzmanlar yetiştirecek bölümler süratle açılmalı ve bakanlıklarımız konuya yukarıdaki söylemden daha ciddi bir şekilde yaklaşmalıdır.
Herkes nasıl olsa bol bol faydalardan bahsediyor. Ben de aşağıda sadece birkaç tane zarar ve yan etkiden örnek vermek istiyorum:
YABAN MERSİNİ MAVİ YEMİŞ
KAN PIHTILAŞMASINI ÖNLEDİĞİ İÇİN KANAMALI DURUMU OLAN KİŞİLERİN TÜKETMESİ UYGUN DEĞİLDİR, YİNE BU SEBEPLE KAN SULANDIRICI İLAÇ İÇEN HASTALAR KULLANMAMALIDIR.
KAN ŞEKERİNİ DÜŞÜRÜCÜ ETKİLERE SAHİP OLDUĞU İÇİN İLAÇ KULLANAN HASTALARDA TAVSİYE EDİLMEZ. ŞEKER HASTALARI İSE KESİNLİKLE DOKTORLARINA DANIŞMADAN KULLANMAMALIDIRLAR.

KEKİK YAĞI VE KEKİK ÇAYI
DÜŞÜK VEYA YÜKSEK TANSİYON SORUNU OLAN KİŞİLER DOKTORLARINA DANIŞMADAN KESİNLİKLE KULLANMAMALIDIR.
AYRICA GEBELİKTE DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRABİLECEĞİ YÖNÜNDE ARAŞTIRMALAR VARDIR.
ZENCEFİL
AROMASI ÇOK YOĞUN OLDUĞU İÇİN ALERJİK TEPKİMELERE YOL AÇABİLİR,
KURDEŞENE VE DERİDE DÖKÜNTÜLERE SEBEP OLABİLİR.
BİLHASSA TOZ HALİNDE ALINDIĞINDA MİDE EKŞİMESİNE VE YANMASINA YOL AÇABİLİR.
ÇİĞNENMEDEN YUTULMUŞ TAZE ZENCEFİL, BAĞIRSAK TIKANIKLIĞINA SEBEP OLABİLİR.
SEDEF VEYA SAFRA KESESİ HASTALIĞINIZ VARSA, YÜKSEK MİKTARDA ZENCEFİL TÜKETİMİ KANAMAYA NEDEN OLABİLİR.
Unutmayın, vücudunuza dışarıdan aldığınız her şey hem zehir hem de şifadır. Bu tükettiğiniz miktara ve kişisel sağlık durumunuza bağlıdır.
Sağlık ve afiyetle kalın…









