Ziyan Ediyoruz!
Bu hafta sizlerle şiir hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Çok fazla üstadın şiir kitabını okudum; Nazım Hikmet, Cemal Süreyya, Turgut Uyar, Atilla İlhan ve daha nicesi tarihe adını altın harflerle yazdıran efsane, birbirinden güzel şairlerimizin şiir kitapları. Benim için hepsi çok özeldir.

Edebi türlerin en eskisi olan şiir, insanlık tarihi boyunca duygu, düşünce ve hayalini kurduğumuz her şeyin yazıya döküldüğü sanattır. Şiir özel bir anlatım diline sahiptir.
Bu, yazarın kendine has yazım ve anlatım türü de olabilir. Sembol ve mecazlara dayalı bir dil de olabilir. Duygu yoğunluğunu hangisinde daha fazla hissedip öne çıkarıyorsa yazar, dünyaya bakış tarzı bu şekildedir.
Her ne kadar “ben şiir okumam” desek de hepimizin gönlünde yatan, dört satırlık da olsa şiirler mutlaka vardır. Nasıl yazarın duygu yoğunluğunu kaleme aldırtıyorsa bu satırlar, bizler yazamasak da üstatların şiirlerini dinlediğimizde bunu hissederiz. Ve bizim bir elimizden tutar, ufak da olsa bir yolculuğa çıkarır. Hayatımızdan bir alıntı ile özdeşleşir. Ve o alıntı şiir ile harmanlandığında bizim unutulmazımız haline gelir.
Şiir her ne kadar sevgiliye duyulan sevgiyi anlatmak için kaleme alınmış gibi gözükse de ve özünde sevgi, gerçek sevgi olsa da kimi zaman bir anneye, kimi zaman bir kardeşe, kimi zaman da bir çiçeğe, ağaca, böceğe, en kıymetlisi ise, Hak' a, Mevla' ya duyulan birbirinden özel duyguları anlatır.
Şiirin kemiği yoktur!
Her türlü konuşur, hiç susmadan!
Anlatır da anlatır…
Ben de sizlere geçtiğimiz günlerde çok severek okuduğum bir şiir kitabı ile geldim.
"Acılara Gülümse" adlı, Vedat Yanmaz tarafından kaleme alınmış; her bir satırı bizden biri, her bir satırı hayat kokan şiirlerle bizi buluşturan çok özel bir kitap...
Bazı satırlarda ellerimi tutan, bazı satırlarda da sımsıkı sarılan şiirler ile buluştuğumuz bir kitap.
" Hayat kokan şiirler"...
Hangi şiiri sizinle paylaşmak konusunda çok kararsız kaldım. Ve hepsini de çok sevdiğim şiirlerin hiç birisine haksızlık etmek istemediğim için son sayfadaki şiiri sizlerle paylaşmak istedim;
Ziyan Ediyoruz
Ziyan ediyoruz her gün yüzlerce dakikayı,
Acımadan, müsrifçe ziyan ediyoruz.
Her yıl yüzlerce yirmi dört saati,
Düşünmeden ziyan ediyoruz.
Göz göre göre, umarsızca,
Ziyan ediyoruz.
Şu an gönlünü al yerinden,
Sana yakın kim varsa,
Koy kalbini onun kalbi yanına.
İki laf et bütün ömre değecek.
Seviyorum de mesela o dakika,
Seni çok seviyorum de.
Ziyan etme ömrünü,
Onu bul mutlaka söyle.
Vedat Yanmaz.
“İyi ki de bu şiiri paylaşmışım, çok da hoşuma gitti doğrusu” demekten de kendimi alamıyorum. “Ziyan ediyoruz” gerçekten de öyle, hayatımızda o kadar çok şeyi farkına varmadan ziyan ediyoruz ki bunu saymakla bitiremeyiz. Şimdi diyorum ki, gözlerinizi kapatın ve biraz düşünün, hayatınızda farkında olmadan neleri ziyan ettiğinizi?
Büyük küçük hiç önemli değil. Önemli olan farkına varıp bundan sonra ziyan etmemek.
Sevgi ile ve ziyan etmediğiniz duygular ile kalın.
Esra Akgün
Bu hafta sizlerle şiir hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Çok fazla üstadın şiir kitabını okudum; Nazım Hikmet, Cemal Süreyya, Turgut Uyar, Atilla İlhan ve daha nicesi tarihe adını altın harflerle yazdıran efsane, birbirinden güzel şairlerimizin şiir kitapları. Benim için hepsi çok özeldir.

Edebi türlerin en eskisi olan şiir, insanlık tarihi boyunca duygu, düşünce ve hayalini kurduğumuz her şeyin yazıya döküldüğü sanattır. Şiir özel bir anlatım diline sahiptir.
Bu, yazarın kendine has yazım ve anlatım türü de olabilir. Sembol ve mecazlara dayalı bir dil de olabilir. Duygu yoğunluğunu hangisinde daha fazla hissedip öne çıkarıyorsa yazar, dünyaya bakış tarzı bu şekildedir.
Her ne kadar “ben şiir okumam” desek de hepimizin gönlünde yatan, dört satırlık da olsa şiirler mutlaka vardır. Nasıl yazarın duygu yoğunluğunu kaleme aldırtıyorsa bu satırlar, bizler yazamasak da üstatların şiirlerini dinlediğimizde bunu hissederiz. Ve bizim bir elimizden tutar, ufak da olsa bir yolculuğa çıkarır. Hayatımızdan bir alıntı ile özdeşleşir. Ve o alıntı şiir ile harmanlandığında bizim unutulmazımız haline gelir.
Şiir her ne kadar sevgiliye duyulan sevgiyi anlatmak için kaleme alınmış gibi gözükse de ve özünde sevgi, gerçek sevgi olsa da kimi zaman bir anneye, kimi zaman bir kardeşe, kimi zaman da bir çiçeğe, ağaca, böceğe, en kıymetlisi ise, Hak' a, Mevla' ya duyulan birbirinden özel duyguları anlatır.
Şiirin kemiği yoktur!
Her türlü konuşur, hiç susmadan!
Anlatır da anlatır…
Ben de sizlere geçtiğimiz günlerde çok severek okuduğum bir şiir kitabı ile geldim.
"Acılara Gülümse" adlı, Vedat Yanmaz tarafından kaleme alınmış; her bir satırı bizden biri, her bir satırı hayat kokan şiirlerle bizi buluşturan çok özel bir kitap...
Bazı satırlarda ellerimi tutan, bazı satırlarda da sımsıkı sarılan şiirler ile buluştuğumuz bir kitap.
" Hayat kokan şiirler"...
Hangi şiiri sizinle paylaşmak konusunda çok kararsız kaldım. Ve hepsini de çok sevdiğim şiirlerin hiç birisine haksızlık etmek istemediğim için son sayfadaki şiiri sizlerle paylaşmak istedim;
Ziyan Ediyoruz
Ziyan ediyoruz her gün yüzlerce dakikayı,
Acımadan, müsrifçe ziyan ediyoruz.
Her yıl yüzlerce yirmi dört saati,
Düşünmeden ziyan ediyoruz.
Göz göre göre, umarsızca,
Ziyan ediyoruz.
Şu an gönlünü al yerinden,
Sana yakın kim varsa,
Koy kalbini onun kalbi yanına.
İki laf et bütün ömre değecek.
Seviyorum de mesela o dakika,
Seni çok seviyorum de.
Ziyan etme ömrünü,
Onu bul mutlaka söyle.
Vedat Yanmaz.
“İyi ki de bu şiiri paylaşmışım, çok da hoşuma gitti doğrusu” demekten de kendimi alamıyorum. “Ziyan ediyoruz” gerçekten de öyle, hayatımızda o kadar çok şeyi farkına varmadan ziyan ediyoruz ki bunu saymakla bitiremeyiz. Şimdi diyorum ki, gözlerinizi kapatın ve biraz düşünün, hayatınızda farkında olmadan neleri ziyan ettiğinizi?
Büyük küçük hiç önemli değil. Önemli olan farkına varıp bundan sonra ziyan etmemek.
Sevgi ile ve ziyan etmediğiniz duygular ile kalın.
Esra Akgün





