Maalesef çok üzgünüz hepimiz, hiçbir kimsenin olmasını istemediği bir kara günü yaşıyoruz dile kolay tam 78 tane canımızdan can gitti, kederliyiz, hepimizin başı sağ olsun.
Bizim coğrafyamız da, herkes her şeyi çok iyi bilmesine karşın, ret yiyecek eksiklikleri pas geçerek nasıl nemalan alacağı konusunda her zaman bir açık kapı bırakma uyanıklığının tezahürüdür bu olup bitenler diye düşünen büyük bir sessiz kitle var.
Ayrıca konuya farklı bakan bir kitle de bu kadar eksikliği olan önceden keyiflenerek ve ful dolu zamanın da Otel’e bir sabotaj da olabilir mi? diye düşünmeden geçemiyor.
Bir kısım kitlede bu kadar insanın gözüne sokula sokula yapılanlar, ne bir ihmaller zinciri olabilir, ne de makûs bir kader olabilir.
Diye düşünerek ilgililere bu düşüncelerini soru olarak aktarıyor. Niçin bu ihmal?
Hani bir fıkra var ya sizlerde duymuşsunuzdur bir şekilde,
“Fıkra bu ya adamın birisi dini yasaklara karşı kendini tutamamakta, her yaptığı dininin yasak ettiği eyleme karşı bunu bana şeytan yaptırdı, bunu bana şeytan yaptırdı diye işin içinden sıyrılarak hem kendi vicdanını hem de yakınlarını kendisini teskin etme yolu icat etmişti, hep şeytan yaptırıyordu. Her işlediği günahlara karşın kendince bir kalkan haline getirse de artık bu duruma dayanamayan şeytan da bu durumdan iyicene rahatsız olunca, bu oyuna bir son vermek için, insan kılığında adamın yanına gelerek buna iki tokat patlatıp yeter artık demiş her haltı kendin ye sonra bunları bana şeytan yaptırdı diyerek benim üstüme at, senin olduğun yerde bana gerek kalmıyor, benim yapacağımdan fazla şeytanlığı zaten kendin yapıyorsun bari bana iftira atma demiş.” Anlayana!
Vatandaşlarımız ile yapılan röportajlar da bu olumsuzluk oranlarının daha çok Müslüman ülkelerde neden prim yaptığını bir türlü anlamlandıramıyorlar. Doğuya gittikçe özellikle Ortadoğu, Arap yarımadası Arap ülkeleri, Afrika gibi ülkelerde yapılan her türlü işlerde İnsan hayatının değersizleştirildiği buna karşın paranın bir güç olduğu, bir rüşvet mekanizması oluşması da ayrı bir tez konusu adeta.
Paran varsa, varı yok, yoku var gösterme oyunu hâkim adeta.
Vatandaş örnekliyor daha dün depremlerde dışı-içi al benili, yapımı kâğıt gibi devasa sitelerin nasıl basit bir kâğıt parçası gibi direnemeden yırtılır gibi yıkılışlarına şahit olduk.
Fay hatları üzerine binaların yapımına kimlerin izin verdiği ve akıbetleri bugün gibi aklımızda diyor vatandaş.
Bunlar yapılırken gerekli denetimler Başta belediyeler olmak üzere hiçbiri hakkında ne yapıldı yapılacak hala bilmiyoruz diyorlar belli ki içlerinde bir şüphe dört dönüyor.
Adaletimi sorguluyorlar sistemi mi, cezasızlığımı, cezayı mı bende bilemedim…
Bolu Kartalkaya yangını ile bir başka versiyonu yaşattılar diye düşünüyorlar şimdi de haksızda değiller hani, insanların kafası karışık Rüşvet mekanizması için yorumlar, niçin diye sorulduğunda günümüzde bir simit satıcılığını bile kıskaca alan sistemde böyle başıboş bir turistik büyük bir otelin öylece kendi başına kimseyi sallamadan bir faaliyet içinde olabileceğine kimse inanmıyor doğrusu,
malum mekanizmanın gücüne söz bağlanıp böyle salla baş hareket ettiriliyor demek ki diye düşünüyor vatandaş, paran varsa her şeyin var oluyor son sözleri…
Dışı al benili içi ateşe korunaksız bir insan fırınında acımasızca yakılan onca insanlarımız, öncesi denetimlerde şimdi çarşaf çarşaf yazılan tespit edilen eksiklikler neden vakti zamanında görülmeden, bu eksiklikleri giderilmeden bu otelin faaliyetine izin verilmiş? Sorusu dönüp duruyor.
Şimdi 78 masum insan ölümüne neden olanların, bu yangında suçu olana da olmayana da fırtınalar estiriyorlar, sorumlular ise istifa etmek erdemliği yerine pervasızca koltuklarını işgal ediyorlar hiç utanmıyorlar da…
Sanırsınız suç oraya tatile gidenlerde, suçlu da ölenler.
Ayrıca buna karşın onca yanarak ölen insanlarımızın yanık kokusu içinde, hala hiçbir şey olmamışçasına kayaklarını tatillerini yapanlarda işin ayrı bir trajikomik tarafı.
Bize mantalite olarak o partili veya bu partili fark etmiyor aslında işte tamda buyuz maalesef, Bakan, Belediye Başkanını - Belediye Başkanı, Bakanı, kurumlar birbirini suçluyor aslında bu döngüde vatandaşımıza göre her iki tarafta suçlu, Fakat sorumluluk ve suçluluk konusunda suçunu kabul eden yok…
Hepsinin de tuzu kuru…
Sonra o onu, bu bunu suçlayarak bunu da bir müddet sonra geçmişte örnekleri olduğu gibi iki tarafta unutturur mu bilemem ama umarım masum insanları kurban etmezler, kendilerini arındırmak için…
Şu anlayıştan artık kendimizi biran önce kurtarmalıyız zaman ve çabaları boşa harcayan mantıksızlıktan gerçekliği inkâr etmekten artık vazgeçmeliyiz.
Baştan Problemi bulup çözmeliyiz.
Kamuoyunda en çok konuşulanlardan yangın ve sonrası kargaşa, otelde ki eksiklikleri ve yangına karşı yetersizliği tespit ederek bunları tamamlatmak veya tamamlamadığında oteli kapatmak dâhil her türlü yaptırımlara hem ilgili Bakanlık hem de ilgili Belediyenin sorumluluk alanı içinde, dolaylı olarak İşletme sahipleri, işletme yetkilileri ile birlikte mütessesilen bu kamu kuruşlarında ki yasal sorumlu ilgili kişiler müşterek sorumlulardır.
Yangın sonrası ihtiyaca binaen kayıpların çokluğundan dolayı cenazelerin gereği gibi korunması için pratik bir çözüm gibi düşünülen soğuk hava depolu TIR’ların dorseleri mecburiyetten bir nebze de olsa evet ama!
Nedir o dorselerin dış yüzeyinde ki kızarmış piliç resimleri? Bu resimlerin üstünün kapatılmaması tam bir rezaletti.
Kendisini çok klas ve lüks servis ederek yüksek fiyatla hizmet veren bir otelin işletmecileri yangından sağ kurtulanların kamuoyu ile paylaştığı açıklamalarında ısıya, dumana duyarlı detektörleri olmayan varsa bile çalışmayan, yangın çıktığında Alarmı çalışmayan, Yangın merdivenleri içerde denilen yangın esnasında ateşten topa dönüşerek kullanılamayan bir işe yaramayan yangın merdivenleri olan, bir turistik otelin onca hayati eksikliklerini neden denetleyenler pas geçerler, neden İşletmecileri yasal sorumluluklarını yerine getirmezler? Bunları yaptırmakla yükümlü yasal sorumlular bunları neden yaptırmazlar, ya da yerine getirmemekte direnen eksikliğini natamam olan böyle bir yerin faaliyetine dur diyemezler? Neden
Böyle bir turizm beldesinde belirli mevsimsel zamanlarda aşırı bir yoğunluğun yaşandığı bu yerlere ve bu yere hiç mi sabit bir bölge itfaiye istasyonu düşünülmez akıl edilmez.
40 km’lik bir mesafeden itfaiyenin karlı, buzlu, kaygan yokuşlu yolları aşarak, fiziki şartları son derece ağır yollarını uçarak bildiğiniz dağın başına ağır kış şartlarında gelmesini beklemek zaten hayalperestliktir.
Cesetlerini götürmek isteyen acılı vatandaşlardan fırsatı ganimet bilip 100 bin ytl özel cenaze nakil araçlarının para istenmesi söylentisi, neden ilgili resmi kurumlar bu tür hizmeti karşılıksız vermeleri gerekirken bunlara fırsat verilir demeden geçemiyor insanımız.
Daha acısı bu kadar mı duyarsız ve acımasız bir toplum olduk.
Bu yangından dolayı bu bölgede başka otellere yapılan rezervasyonların rezervasyon sahipleri tarafından iptal edilmeleri taleplerini işletmeler tarafından iptal edilmemesi, paralarının iade edilmemesi?
Ayrıca yanan otelden bir taraftan dumandan zehirlenmiş, ateşten yanmış 78 kişinin cenazeleri çıkarılırken, diğer yanda kayak pistinde insanların umursamazca tatiline kayak yapmaya devam etmesi bir kedisi bile ölünce yas tutan insanlığımızın geldiği son noktada insanlığınızı sorgulamak noktasını nasılda aştığımızın kanıtı gibi!
Bütün bunlara sebep otel için dişini tırnağına katarak 24 saat uykusuz, aç, yorgun gözünü kırpmadan can siparane o oteli içindekileri ve oteli kurtarmak adına AFAD olarak görev yapanlara yanan otellerin işletmecilerine ait diğer yanmayan otelde dinlenmek adına bir oda tahsisi istenildiğinde verecekleri oda karşılığı para talep edilmesi iddiası da ayrı bir skandal!
Gerçekten de şaşkınız neye üzüleceğimize, neye ve kime kızacağımıza..!
Los Angeles bölgesinde iki alanda çıkan yangınla 1.770 kilometrekare yüz ölçüme yakın bir alan kül oldu. Bu iki yangında 16 bin yapı ya tamamen yok oldu ya da hasar gördü ama gelin görün ki toplam ölen sayısı 28 kişi neden acaba?
Araştırmadan, soruşturmadan, eleştirmeden, sorgulamadan yaşayacaksak,
Nedir böylesi yalan bir yaşam.
Yalanlar üstüne kurulan, yalan, talan,
Kısacası Balık baştan kokarın bir traji komik hikâyesi sonucunda 78 canı kurban verdik, yazımızın başlığının kararını siz verin artık onca başa gelenler;
İhmal mi? - Cinayet mi?



































