
Bugün sizlere yakın tarihte kısa ama mutlu bir yolculuğa çıkaracak harika bir kitap ile geldim…
60’lar Hikâye, 70’Ler Terane, 80’ler Şahane…
Geçtiğimiz günlerde ikinci kez okudum ve bayıldım…
80’ler çocuğu olarak bu kitabı okumaya doyamadım. Bazı satırlarda kahkaha attım, bazılarında hüzünlendim, bazılarında, “Vay, neler yaşamışız…” deyip maziye daldım.
“Bir bilmecem var çocuklar,
Haydi, sor sor,
Çayla kahvaltıda yenir,
Acaba nedir nedir?”
Ya, hemen de nasıl dilinize dolandı değil mi?
Çocuklarıma söylüyorum da gülüyorlar, “Anne bu nasıl şarkı?” diyorlar…
Oysaki biz siyah beyaz televizyonların önüne takılmış renkli camlara kilitlenip pembe panteri pembe izlemeye çalışırken aniden çıkan bu reklamlarla büyüdük… Reklamlar bile o zamanlar bize farklı bir dünyadan açılan yeni bir kapı gibi gelirdi.
Hey gidi günler hey…
O yıllara ait her şey var bu kitapta, “Yazlık sinemalar mı…” desem. “Siyah önlük, beyaz yakalar mı” desem.
Yoksa annelerimizin o kazaklarının omuzlarındaki kalın vatkalar mı?
Ya da yazarımızın da bahsettiği gibi, kırmızı dikdörtgen plastik beslenme çantası ile ana sınıfına gittiğimiz yıllar mı?
Daha dün gibi aklımda.
O beslenme çantası açıldığında sınıfı saran yumurta kokusu…
Ne günlerdi ne günler…
Okul deyince anı bitmiyor ki, dönem ödevlerini hatırlayanlar var mı?
Stres dolu anlar…
Bir reklam daha geliyor sıkı durun;
“Bir Alışveriş, Bir Fiş…”
Kdv’nin ilk çıktığı yıllarda, halkın alışveriş fişini almasını teşvik etmek amacıyla Ali Atik ve Ayşegül Atik çiftinin reklamı. O elinde elektrik fişi ile gelişi gözümün önünde canlandı.
“Ayağında kundura, yar gelir dura dura…” gelsin kıvırcık saçlı İbrahim Tatlıses…
O daha neler sen çok yaşa Muharrem Bey, valla hem güldürdün hem hüzünlendirdin.
İnanın okurken maziyi özledim.
Bu kitap tam anlamıyla bir tarih 80’lerin çocuğu, genci, herkesin evinde bulunması gereken bir başyapıt…
Eğlenme garantili.



































