“On beş yaşına girdiği gün yaşanan talihsiz kaza, Sonnur’u on yıl boyunca hayallerini ve umutlarını kilitli kapılar ardına saklamak zorunda bırakmıştı. Yaşanan onca şeye rağmen hayatta kalmayı başaran genç kız, travmaları, korkuları ve sırlarıyla ortaya çıktığında ona başka bir kadın daha eşlik ediyordu. Ondan daha güzel, daha hayat dolu, daha hırslı ve çok daha yetenekli olan bu kadın, Sonnur’un her şeyini elinden almadan durmayacaktı.”
Ben Sonnur Ben Saime…
Son günlerde okuduğum en güzel kitaplardan. Gerçek bir hikâyeden büyük bir araştırma sonucu, psikolojik destekler de alınarak kurgulanmış çok özel bir eser.
İçerisinde her duyguyu yaşıyorsunuz.
Bu ayki sayımızda ben de sizleri bu güzel eserin yaratıcısı, çok tanıdık bir yüz, Ayşegül Çiçekoğlu ile buluşturmak istedim.

Ayşegül Çiçekoğlu’nu anlatmaya ne kelimeler ne sayfalar yeter. “Wattpad”in zirve yaptığı ilk dönemlerinde milyonlarca okuyucuyla buluşan bir yazar. 20 basılı kitap. Her biri yüzlerce okuyucu tarafından okunmuş her biri çok özel hikâyeler anlatıyor.
1.E.A.: Ben sizi kitaplarınız ile tanıdım, sonrasında ise hoş sohbetlerinize tanık oldum. Öyle güzel yüreğiniz, güzel gülüşünüz var ki, okuyucular tarafından çok seviliyorsunuz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
A.Ç.: İltifatınız için teşekkür ederim. İstanbul doğumluyum. Tüm yaşantım İstanbul ve Ayvalık’ta geçti sayılır. Evlendikten sonra hayatıma Karadeniz’in eşsiz doğası da girdi. Genç bir kız annesiyim. Birazda onunla büyüdüm diyebilirim. Hayalperestliğini kaybetmemiş, eğlenceli bir anne, bardağın dolu tarafından bakan sabırlı bir arkadaş ve hayatı acısıyla tatlısıyla yaşamayı seven biriyim. Yıllarca kendime sakladığım yeteneğimi eşimin fark etmesi ile hikâyeler yazmaya başlayan aslında anlatacak ne kadar çok şeyim olduğunu yazarken fark eden biraz deli dolu bir tipim.
Gezmeyi, okumayı ve yeni insanlar tanımayı severim. Karadeniz’in hırçın doğasında, Ayvalık’ın sakin sularında ve İstanbul’un kaosunda yaşarım. Kitap okumayı ve film seyretmeyi severim. Tüm bunlardan arta kalan zamanımda, yazarım. Zihnimde kâğıda dökülmeyi bekleyen onlarca kurgu bana fazla boş vakit yaratmıyor.
2.E.A.: “Ben Sonnur Ben Saime” kitabınız hakkında saatlerce konuşsak yeridir. Bu yıl basıldı ve güzel bir okuyucu kitlesine ulaştı. Hikâyesi muhteşem. Biraz bize bu kitabınızdan bahseder misiniz?
A.Ç.: Birkaç yıl önce Ayvalık’a giderken Balıkesir’de bir okuyucumla tanıştım. Yüz yüze tanışmadan önce mesajlarında “benim de hayatım tam bir romanlık” derdi. Bana o kısacık tanışmada öyle bir hikâye anlattı ki, uzun süre etkisinden çıkamadım. “Bu kadar da olmaz ki” dediğimiz şeylerin birilerinin yaşamış olması beni etkilemişti. Benim de kendimce bir kurgum vardı bir türlü hangi zemine oturtacağımı bilememiştim. Onun yaşadıkları kafamı o kadar meşgul etti ki onunla konuştuktan sonra yaşadığı o anı yazmak istediğimi söyledim. Onun gerçeği benim kurgumla birleşti. Okuyanların geri dönüşleri çok güzel oldu. Yazmak uzun sürdü. Hem araştırma aşamasında hem de o dönem annemin hastalığından dolayı bir an önce bitmesi değil de, hem benim içime hem de bunu yaşayan kişinin içine sinmesi gerektiği için en uzun sürede yazdığım bir hikâye oldu. Ama ortaya çıkan kitap gerçekten büyük beğeni aldı.
3.E.A.: Sizin kitaplarınızı okurken kitapta ki kahramanlarla adeta yaşıyoruz. Bunu birçok okurdan da duymuşsunuzdur. Bu hissi okuyucuya yaşatmak hakikaten zor, bunun bir sırrı var mıdır?
A.Ç.: Abartılmış kahramanlar yazmıyorum, belki ondandır. Bizden olan, çevremizde gördüğümüz, arkadaşlık ettiğimiz kişiler oluyor kahramanlarım. Yazıp bitirdiğimde sanki tanıdığım birilerinden ayrılmış hissediyorum. Bu hissi okuyucuda alıyor. Okuduktan sonra çok fazla kahramanlardan ayrılmak istemediklerini söyleyen geri dönüşler alıyorum. O kadar ki neredeyse her kitabımın devamı olmasını istiyorlar.

4.E.A.: İlk kitabınız “Bırakma Ellerimi” wattpad uygulamasıyla okuyucuyla buluşmuş. Güzel geri dönüşler olmuş. O dönemi bize anlatır mısınız?
A.Ç.: Evet, eşimin ısrarı ile yazmaya başladım. Yazdıktan sonra okumaları için eşimin ve kızımın peşine takıldım. Kızım; “benim okumam senin için objektif olmayacak” diyerek bana bu uygulamadan bahsetti. Benim adıma bir hesap açarak nasıl yapmam gerektiğini söyledi. Elimde bitirmiş olduğum üç hikâye vardı ve bende uygulamaya hikâyeleri bölüm bölüm yüklemeye başladım. Wattpad’ın ilk dönemleriydi. Çok kısa sürede takipçi sayısı ve okunma oranı arttı. Sadece rumuzlarla tanıdığımız insanlardan gelen yorumlar o kadar güzeldi ki “Bırakma Ellerimi” adlı hikâyemi orada yazmaya başladım. Bir süre sonra mesaj kutuma bir yayınevinden hikâyemi basmak için teklif geldi. O kadar beklemediğim bir şeydi ki hatta “birisi benimle dalga geçiyor galiba” diyerek cevap bile vermedim. En baştan beri yazdıklarımın kitap olması gerektiğini düşünmemiştim bile. Yazmak ve oradaki insanların okuyarak geri dönüşler yapması beni yeteri kadar mutlu ediyordu. Zaten tam zamanlı çalıştığım bir işim vardı. Bir süre sonra aynı yayınevinden tekrar mesaj gelince bu sefer verdikleri telefona döndüm. Gerçekten de karşımda bir yayınevi vardı ve ciddi ciddi hikâyemi basmak istiyorlardı. Tüm bunlara rağmen yine de onlara cevap vermem uzun sürdü. Sonunda “neden olmasın” diyerek imzayı attım. Nisan 2015 de ilk kitabım basıldı ve hemen birkaç gün sonra yayınevi beni İzmir fuarı için imzaya çağırdı. Eşimle kızıma dedim ki “siz de gelin kimse gelmezse size imzalarım kitabımı” ama güzel bir imza oldu. Yayınevi ilgiyi görünce hemen “ikinci kitabınızı basalım” dedi. Benim için güzel bir süreçti.
5.E.A.: Aşk hikayeleri yazmayı seviyorsunuz. Kitabı okurken adeta başka bir dünyada gibiyiz, maalesef artık böyle güzel aşklar kalmadı. İlham kaynağınızı öğrenebilir miyiz?
A.Ç.: Maalesef kalmadı. O geçmiş döneme ait güzel bir duygu gibi sanki. Her şey değiştiği gibi aşklarda değişti. Benim ilham kaynağım eşim. Biz gerçek anlamda güzel bir aşk yaşayarak evlendik. Hatta kızım “çıtayı o kadar yükseğe koydunuz ki ben cesaret edemiyorum” diyor. Yıllar sonra bu aşkı kitaplaştırdım. Kızıma ve ileride torunlarıma kalsın istedim. Böyle aşklarda varmış desinler.
6.E.A.: Aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiyi bana bir cümle ile anlatabilir misiniz?
A.Ç.: Yaşama sevgiyle bakan birini görüyorum.
7.E.A.: “Ben Sonnur Ben Saime” kitabınızın devamı olacak mı?

A.Ç.: Bunu yayıneviyle de görüştük. Ben tek kitap olarak yazdım ama o kadar çok istek geldi ki devamı olsun diye. Yayınevi de devamı olabilir dedi.
“Sonnur ne yapacak?”
“Saime o kadar kolay pes edecek mi?”
“Ufuk Sonnur’u tekrar kazanmak için nasıl bir yol izleyecek?”
Ya da “Ayşe ile Aras’ın aşkı nereye evirilecek?” Benim de kafama yattı devam kitabı çıkabilir.
8.:E.A.: 20 Basılı kitabı olan ve güzel bir okuyucu kitlesine sahip bir yazar olarak, buradan çocuklarımıza, gençlerimize, kısacası kitap yazmayı planlayan herkese bir mesaj vermek ister misiniz?
A.Ç.: Hep söylediğim bir şey var; “Okumak, okumak, okumak…” Okumak ufku genişletir, hayal gücünü arttırır, zihni dinlendirir. Ne kadar çok okursanız kelime hazineniz o kadar çok artar. Pes etmemek gerekir. Önce kendiniz için yazın. Bundan gerçekten zevk alıyor musunuz, bunu bir tartın. Hemen ilk hikâyede basılması için yayınevi aramayın. Yazdıkça insanın kalemi güçleniyor ve güzelleşiyor.
Gülen yüzünüz hiç solmasın…
Harika bir sohbet ve röportaj gerçekleştirdik.
Teşekkürler.



































