AK Parti’nin iktidarda kalma gücünün birbiri ile ilintili iki temel motivasyonundan bahsedilebilir. Birincisi kitlelerin hissiyatı ve taleplerini dikkate alarak siyaset yapması, ikincisi ise sahip olduğu dönüştürücü güçtür. Birinci faktör partinin ilkelerini milletin değer yargıları ile harmanlamakla kalmayıp somut siyasetini de şekillendiriyor. Böylece partinin söylemleri, ortalama ahaliye kolayca hitap edebiliyor. Hizmet siyaseti de yine ortalama ahalinin somut talep ve ihtiyaçlarına kolaylıkla karşılık verebiliyor. Sağlıktan eğitime, alt yapı yatırımlarından üst yapı hizmetlerine kadar birçok alanda son on beş yılda gerçekleştirilen yatırımların Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleştirilen yatırımlardan daha fazla olması Erdoğan ve partinin çalışkanlığı kadar ortalama ahali ile kurulan ilişkinin bir sonucudur. Bu ilişki biçimi aynı zamanda bir siyasi partinin sahip olması gereken pragmatizmin de dozunu belirliyor. AK Parti’nin dönüştürücü gücü ve misyonu da buradan kaynaklanıyor. On beş yıldır gerçekleştirilen reformlar ve nihayetinde tedavüle sokulan Cumhurbaşkanlığı sistemi ideolojik bir nosyonla ve tepeden inme metotlarla uygulanmadı. Bu durum, AK Parti’nin bir misyon ya da dava partisi olmadığı anlamına gelmiyor, aksine dönüşüm konusunda ortalama ahalinin hissiyatını gözeten bir çizgiye işaret ediyor. Bu durum hem reformların kolayca kabullenilmesini hem de AK Partinin dönüştürücü gücünün diri kalmasını sağladı. Kısa ve öz Ak Parti Teşkilatı kuşkusuz her türlü övgüyü ziyadesiyle hak ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 14 Ağustos 2001’de Türkiye’nin 39. Partisi olarak Türk siyasi hayatına giren AK Parti, siyaset sahnesinde 23 yılı Başarılarla seçim zaferleri ile geride bıraktı bizde Ne diyelim her zaman Dediğimiz gibi DURMAK YOK YOLA DEVAM Kalın sağlıcakla, Savaş Aytimur saygılarımla.



































