İletişim kurmak en başta muhatabımızı anlamak, kendimizi onun yerine koymak kadar, kendimizi de muhatabımızın anlamasını sağlayacaktır. İnsanlarla iletişime iyi niyet, empati, hoşgörülü olma, güzel nitelikleri övmeyle başlayabiliriz. Kendimizden bahsederken mümkün mertebe mütevâzi olmalıyız. Kibir ve gurur yapmadan belki de hatalarımızı ve yanlışlarımızı paylaşabiliriz. Hayat tecrübemizi, doğru düşünme mantığına nasıl ulaştığımızı da izah edebiliriz. Özellikle karşımızdaki kişinin iyi tarafından tutarak, karşılıklı eksiklerimizi düzeltebileceğimizi, problemleri birlikte çözebileceğimizi vurgulayarak iletişimimizi perçinleyebiliriz. İnsanlara empatiyle yaklaşırken kendimiz de yıpratmamalıyız. Empatiyi sempati haline getirerek kendimize haksızlık etmemeliyiz. Bir denge içinde iletişimi geliştirmeliyiz. Çok sevecen, olumlu, yapıcı biri olmak nedense karşı taraftan kolay kullanılabilir, manipüle edilebilir, kolay lokma gibi görülebilir. Kırmaktan korkan insanlar en çok kendini kırıp, dökerler. Bu da hatalıdır. Hep acı çeken taraf olmak zorunda değiliz. Empatiye evet ama sınırlarımızı da .çizmeliyiz. Birileri sınırlarını aştı mı onu uyarmalı ve sınırlarını hatırlatmalıyız. Hayır demesini bilmeliyiz.İletişim sadece, yazıyla sözle olmaz, göz göze gelerek, dokunarak, jest ve mimikleri olduğu kadar, elinden tutarak, bir ihtiyacını gidererek de olur. Asıl mesele muhatabımız neye önem veriyor, zaafları nedir, hangi noktalarda birleşiyoruz, nerede ve hangi değerde buluşmalıyız, aynı frekansta mıyız buna bakmak lazım. İnsan var sizin açtığınız kucakları görür, anlar ve sizi dualarına alır. Ama insan var değil kollarınızı, cebinizi de açsanız bir süre sonra sizi terk eder. Bizim derdimiz bu durumda insana odaklanmak değildir. Gereğini yaptıktan sonra Hakk’a teslim olmaktır. Bilgelik bilinci insanı olduğu gibi kabul etmek ama yanlışlıklarla da mücadele etmek demektir. Her insanın bir püf noktası vardır. Biz insanların püf noktası tatlı dili ve güler yüzüdür. Tatlı dil ile çözülemeyecek hiçbir şey yoktur. Bazen öyle acı sözleri balla yedirerek söylersiniz ki ne zaman sonra, o kişi ağzındaki bal tadını hala hatırlar. Sorsanız, ‘o kişi size ne demişti’ diye ‘bal demişti’ der. Yani tebessüm ederek söylenecek herhangi bir konu normalde karşıdakinin canını sıkacak bile olsa iyi niyet, sevgi ve doğrulukla söylenirse sıkıntı yaşanmaz. Ama en güzel sözleri söver gibi kızgın bir surat ifadesi ve bağırmayla söylerseniz bu da doğru mesaj oluşturmaz. İletişimde tebliğ etmek de böyle bir şeydir. İnsanların türlü huylarını düzeltmek, idare etmek, yönetebilmek ve eğitebilmek için bir ilim kullanılmalıdır. Bilgelik yumuşaklıkla karşı tarafı anladığını hissettirerek onun için yapabileceği bir şeyin olup olmadığını göstermektir.




































Mükemmel bir yazı insan kendinde mutlaka bisiler bulabiliyo çok teşekkür ederim