Bizim geleneğimizin her uğrağında ısrarla öncü partinin merkeziyetçiliğine vurgu yaptık. Ve her defasında “demokratiklik nerede” diyenlere büyük bir özgüvenle yanıt verdik. İşte bu noktada “özne”ye, yani öncü partiye ilişkin bilgi devreye girer. Partinin iç yaşamının canlı olması, en fazla bu başlıkta önem kazanır. Partinin tarihsel hedeflerini realize etmek için bir soyutlama düzeyinde, işçi sınıfını da içine alan nesnelliğe sürekli müdahale etmesi gerekir. Bu müdahalenin bağlamı, konusu, aracı ve şiddeti her daim karar konusudur. İsabetli karar için müdahalenin öznesinin kendine dair kavrayışının eksiksiz olması gerekir. Parti üyelerinin ne düşündüğü, donanımı, duyguları, duruşları, birim ve örgütlerin dokusunun sağlam olup olmadığı ve en önemlisi harekete geçirilebilecek kuvvetin miktarı bilinmeden yalnızca program-somut analiz bağlantısı, karar almak için yeterli değildir. Kararların arka planının olanaklar ölçüsünde ve halkalar halinde partinin bütününün algısına açılması bu nedenle önemlidir. Partinin her bir üyesi, mücadelenin herhangi bir uğrağında, neyi neden yaptığına ve hangi güçleri seferber etmesi gerektiğine ilişkin belli bir fikre sahip olmalıdır. Olmalıdır ki, hem kendini en anlamlı noktada konumlandırsın, hem de “yukarı”ya bilgiyi en uygun filtrelerden geçirerek iletsin. Partiye şekil veren tarihsel misyonlarıdır.
Örnek olsun güçlü, mutlak otorite sahibi bir merkez kendi başına kötü değildir. Tersine, amaçlanan budur. Ancak öncü partide güçlü ve mutlak otorite sahibi bir merkez, kastlaşmayan, kendini esas olarak mekanizmalarla değil; siyasetin içinde sınayıp yenileyen, gücünü ortalamadan değil; gelişkin olandan alan değişken bir odaktır. Tartışma ve inisiyatifin özendirilmesi, eleştiri ve özeleştiri kanallarının açılması, bilgi tekelinin kırılması merkez-taban geriliminin hafiflemesi için değil, partinin bir devrimci özne olarak güçlenmesi ve daha fazla kaynağı harekete geçirmesi açısından önemsenmelidir.



































