Aslında bambaşka bir yazı yazmayı planlıyordum. Sabah uyandığımda biraz melankoli bir haldeydim ve bu duygumu yansıtan bir şeyler karalayacaktım. (yazmak insanı rahatlatıyor çünkü) İnsan o an hangi duyguyu yaşıyorsa — ki bu mutluluk olabilir, mutsuzluk olabilir, sevinç olabilir, endişe olabilir vs.- o duyguyu tam anlamıyla sonuna kadar yaşamalı diye düşünüyorum.
Üzerimizdeki ölü toprağını atmanın vaktidir, dedim.
Yapmak istediklerimi kâğıda yazıp, zihnimi bu konuda boşaltıp rahatlattım.
Şimdi de adım adım bunları gerçekleştirmeye başladım. Bizi yiyip bitiren bir tembellik türü var: ‘Hele şu psikolojim bir değişsin de, sonra hayatımı da hale yola koyacağım’ inancı…
Piyango çıkmasını bekler gibi düzelmeyi veya değişimi beklemek…
Oysa düzelmek için eyleme geçmezsen, hayat tarzını azıcık da olsa değiştirmeye cesaret edemezsek, ‘ruh hali’miz nasıl iyileşecek?
Geriye mızıldanmalar ve oyalanmaların sarhoşluğu kalıyor.
Bakıyorum çevreme; bekleyerek yılları geçiriyor insanlar. Daha doğrusu hayat böyle geçiştiriliyor… Yazık İnsan, elinde sihirli bir değnek olsun istiyor. O sihirli değnekle bir şeyleri düzeltip değiştirmek, yoluna koymak istiyor.
Böyle bir şey mümkün mü?
Değil diyeceğim ama aslında sihirli bir değneğiniz var;
Sihirli değnek sizsiniz… Kendiniz. Kararlılığını sağladıysan, isabetini artır.
İsabetin iyiyse, içindeki gücü geliştir.
İçindeki güç mükemmelleştiyse, daha dinamik ol.
Yeterince dinamiksen, çalışmaya devam et. Kalın sağlıcakla Savaş Aytimur



































