Her şeyi zaman varken yapmak gerek. Geciktirilmiş sözler, askıya alınmış hayaller, ertelenmiş itirazlar, gerçekleşmeyen buluşmalar, bir gün hepsi size pişmanlık olarak geri dönmeden önce, henüz vakit varken… Nedense bazı kişiler telefonla dahi olsa, aramayı, hatır sormayı, ziyaret etmeyi hep erteler değil mi? Sanki bin yıl yaşayacakmışız gibi veya onlar hiçbir yere gitmeyeceklermiş gibi. O insanlar aklımıza düştüğünde, hep tembelce “boş ver”, “yarınlara” kaptırıveririz kendimizi. “Sonra ararım”, “yarın ararım”, “haftaya”, “bayram ertesi”, “yaş gününde” derken, tabiri caizse, “Atı alan, Üsküdar’ı geçti” şeklinde kalıveririz bir gün… Bazen çok keyifli bir anımızda veya köşeye sıkışınca, vaatlerde bulunuruz. Sözler veririz. Karşımızdaki insan, umutla beklentiye girer. Bir gün, bir ay, bir yıl şeklinde akıp giden zamanla, verilen sözler, suya kapılıp gider, yalan olur. Bazen de kendi kendimize kurduğumuz hayaller, kendimize verdiğimiz sözler ve aldığımız kararlar olur. Nedir ki zaman yine acımasızca akmaya başlar, üzerimize bir atalet gelir. “Bu yıl olmaz, seneye”, “hele bir yazı atlatalım da”, “şimdi buna hiç sabrım yok”, borçlar bir bitsin, hemen”, “zaten emekliliğime az kaldı”, gibi manasız engeller koyarız kendimize. Sonra ne olur? Ya bu fırsatı bir daha asla yaratamayız, ya bir sağlık sorunuyla karşılaşırız. Veya “Allah beterinden saklasın” halleri olur. Ertelememek lazım. Yapmak istediklerimizi yapmamız, verdiğimiz sözleri tutmamız lazım. Sevdiklerimizi, bizleri sevenleri, özleyenleri ihmal etmemek lazım. Kimi zaman saçma sapan şeylere onlarca vakit ayırırken, herkesi mutlu edecek, küçük bir sevgi gösterisi, hoş bir buluşma, hasret giderme, niçin gözümüzde büyür ki? Şair Ne güzel söylemiş, Dün dünde kaldı, yarının ne olacağı meçhul, sen bu günü yaşamaya bak öfkeye, kine, nefrete gerek yok Kanımca, bizden özür dilemeyeni bile bağışlamak gerek. Aslında kızgın olduğumuz birini bağışlamak, kendimize verebileceğimiz en büyük hediye. İçimizdeki öfke yangınına, bir kova su boşaltarak söndürmenin ferahlığını bir düşünsenize! Öfke, kin, nefret, öç alma duygusu, ateşten bir gömlek gibi, insanı yakar, kül eder. Sevelim sevilelim Yüce Allah’ın rızasını kazanmak için birbirimizi samimiyetle sevelim inşallah dostlar. Kalın sağlıcakla. Savaş Aytimur



































