Tarihte sekiz soykırım varsa, yedisine Türkler maruz kalmıştır. Soykırımın coğrafyası Balkanlardan Anadolu’ya, Kıbrıs’tan Ortadoğu’ya, Kafkaslardan tüm Türkistan’a ve Uyguristan’a kadar genişlemekte ve yüz milyonun üzerinde bir Türk nüfusun kaybına karşılık gelmektedir. Son iki yüz yılda nüfusu ve nüfuzu hızla eriyen tek millet Türklerdir. Bu acı ve katlanılmaz gerçeğe rağmen bu soykırımın uygulayıcısı Hristiyan dünyası ve yerli işbirlikçileri, tarihi gerçekleri tersyüz etmekte, Türkleri soykırım yapan bir millet gibi dünya kamuoyuna sunmaya çalışmaktadır.
Unutmayı ihanet ve felaket olarak kabul eden bir sosyal bilimin adı ve karşılığı olan tarih, özellikle de son iki yüz yıllık dünya tarihi Türklere karşı yapılan soykırım, katliam, işkence ve sürgünler ile doludur. Biz Türkler ağıt yakmayı tercih etmediğimiz ya da başka milletler gibi bizim yerimize ağıt yakacak dostlar edinemediğimiz için, bize karşı yapılan soykırımları, sürgünleri, katliamları tarih hafızamıza kazımış, yeterince dile getirmişiz ve hiç bir zaman unutmamışız. Türkler tarih sahnesine çıktıkları ilk dönemlerden beri hepsoykırımlara, kıyımlara ve katliamlara uğramıştır. Soykırım, katliam, işkence ve sürgünlerin katlanarak çoğalan acıları, Türklerin iliklerine, kemiklerine, hücrelerine kadar işlemiştir.
Türk hakimiyeti döneminde, hiç kimse dinine, milliyetine, ırkına göre muamele görmedi. Ayırım yapmaksızın herkese hizmet veren binlerce vakıf eseri oluşturuldu. Günümüzde bu eserlerden ne yazık ki çok azı ayakta kalabildi. Çünkü silinmek istenen Türk iziydiler, yıkıldılar, yakıldılar, yok edildiler.Bu yüzden günümüzde de kan, gözyaşı, soykırım devam ediyor. Dün Bulgaristan’da, Bosna’da, Kafkasya’da yaşanan sürgün ve soykırım bu gün İsrail tarafından Filistinlilere uygulanıyor. Son olarak bu coğrafyada Osmanlı ile görülen merhamet ve adalet devleti inşallah yeniden yine biz Türklerin eliyle Türkiye Yüzyılında tüm yeryüzüne inşa edilecek.
Göç büyük acıları, hasreti barındırsa da aslında medeniyetin oluşumunun sebebidir.Göç eden sahip olduğu kültür, bilgi, beceri ve yaşam biçimini yeni yurduna getirir ve buradaki kültür, bilgi, beceri, sanat ve yaşam biçimi ile tanışıp iki tarafta etkilenir ve gelişir. Bu dinamizm ve etkileşim bu günü inşa eden en önemli güçtür. İnsanlık zaten bir göç tarihidir.
Balkanlar’dan Anadolu’ya göç eden soydaşlarımız Cumhuriyetimizin kuruluşu ve ülkemizin gelişmesinde önemli bir güç olmuştur. Ancak bu süreçte yaşanan acıları asla unutmamak gelecekte benzerini yaşamamanın teminatıdır. Göç yollarında can veren tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.




































