SAVAŞ ATEŞKES ANTLAŞMASI İLE SONLANACAK…
Bugün İranlı gazeteci kıymetli hocam Farshid Bagherian ile konuştuk. Aslında kendisiyle savaş başlangıcı sonrası bu röportajı yapmak istemiştim ama bölgede şebekelerin tamamen gitmesinden kaynaklı irtibat kuramamıştık.
Şuan Sayın Bagherian’ın çarpıcı analizlerini satırlara dökebildik.

İran medyasının nabzını tutan ünlü gazeteci Farshid Bagherian, soruları içtenlikle yanıtladı. Hem bölgesel gelişmeleri hem de savaş sürecini derin analizlerle değerlendirdi.
Kendisi geçici de olsa ileride bir Barış Antlaşması değil de uzun süreli Ateşkes Antlaşmasının gündeme gelebileceğini dile getiriyor. Artık ekonomik buhranın ülkelerin hareket gücünü zorlaştırdığını düşünüyor.
İranlı ünlü gazeteci Farshid Bagherian ile röportajımız sizlerle…

“UZUN SÜRELİ VE KAPSAMLI BİR ATEŞKES OLACAK.”
1) ABD Başkanı Donald Trump, her iki tarafa da "Füzelerinizi attınız, bu kadar yeter, masaya geri dönün" çağrısında bulunarak bir nihai anlaşmaya çok yakın olunduğunu savundu. Ancak İran kanadı Lübnan’daki saldırılar durmadan masanın meşru olmayacağını söylüyor. Tahran, Trump'ın bu baskısını nasıl okuyor? Masaya dönme ihtimali var mı?
-Ben şahsen masayı görüyorum. Yani masayı derken, antlaşmayı görüyorum. Bu antlaşma bir barış antlaşması değil… Bu uzun süreli ve kapsamlı bir ateşkes olacak. Çünkü Barış Antlaşmasında Trump, İran’ın İsrail’i tanımasını istiyor. İran da tanımak istemiyor. Dolayısıyla Barış Antlaşması değil de kapsamlı bir ateşkesi ufukta görüyorum.
2) Ülke içerisindeki ekonomik kriz ve enflasyon baskısı, bu sıcak savaş atmosferiyle nasıl birleşti? Dini Lider Mücteba Hamaney ve askeri kanat, hem içerideki toplumsal huzursuzluğu yönetip hem de dışarıda bu çapta bir askeri operasyonu ne kadar süre sürdürebilir?
-Haklısınız, ekonomik bir kriz var ama bu kriz sadece İran’da olan bir şey değil. Biraz geriye gidersek İran’daki ekonomik kriz sadece savaş zamanında değil, savaş öncesinde de vardı. Savaş bu krizi daha da derinleştirdi ve büyüttü. Evet, İran için bu konudan bakarsak sıkıntı oldukça büyük. Kazanç ve gelir azalmış durumdadır. Hürmüz Boğazın kapanmasından dolayı ihracat da askıya alındı. İthalat da zor durumda... Yavaş yavaş gıda sıkıntısının da baş göstereceğini düşünüyorum. Bu krizi yönetebilmek için ABD ve İran arasındaki antlaşmanın bir maddesi dondurulmuş mal varlığını serbest bırakılmasıdır. 100 milyar dolar gibi bir miktardan bahsediliyor. Bu İran için taze kan olur. Bunun dışında İran elindeki petrolünü satabilirse eğer kendi kendine yetebileceğini de düşünüyorum.

“AVRUPA BİRLİĞİ BENCE KENDİNİ HAFİF GÖSTERDİ.”
3) Avrupa Birliği (AB), Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini kısıtladığı gerekçesiyle Devrim Muhafızları Birimlerine ve bazı İranlı yetkililere yönelik yeni yaptırımları tam da bugün onayladı. Bu ekonomik ve diplomatik kıskaç, Tahran'daki karar alıcıları masada taviz vermeye zorlar mı?
- Bazı Avrupa Birliği ülkeleri Devrim Muhafızlarının Ordusunu terör örgütü olarak tanıdı. Bence bu durum çok da İran’ı alakadar etmiyor. Zaten Hürmüz Boğazı’nın uzun süredir kapalı olmasından ötürü ithalat veya ihracat söz konusu değil. Ben bu ambargoyu işlevsiz buluyorum. Avrupa Birliği bence bu karar sebebiyle sadece kendisini biraz hafifleştirdi. Bu ambargoyu işlevsiz, zamansız ve gereksiz görüyorum.
4) Amerikan basınında İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden ticari gemilere açma karşılığında 24 dolarlık dondurulmuş varlığının serbest bırakılmasını şart koştuğu ve müzakerelerin bu rehin stratejisi yüzünden tıkandığı yazılıyor. Ülke içindeki ağır ekonomik kriz ve enflasyon düşünülürse, Tahran bu parayı almadan Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı gevşetmeyecek diyebilir miyiz?
-Bakınız ABD 1916 yılından itibaren ambargoyu bir dış politika aracı olarak kullanıyor. ABD İran’a uygulamış olduğu ambargoları kaldırmaz. Kaldırsa bile kısıtlı bir şekilde sadece Amerikan Şirketlerinin menfaatleri doğrultusunda yapar. Dediğim gibi yapılsa bile bu geçici ve kısıtlı bir durumdan ibaret olur. Sadece bir kısım doldurulmuş mal varlıklarının serbest bırakılması bile İran’a yarar getirecektir.

“MÜCTEBA HAMANEY KRİZİ BİR ŞEKİLDE YÖNETİYOR.”
5) Ayetullah Ali Hamaney’in vefatının ardından Dini Liderlik makamına geçen Mücteba Hamaney, selefine kıyasla çok daha az halkın karşısına çıkıyor ve daha kapalı bir profil çiziyor. Bu kritik geçiş döneminde yaşanan sıcak savaş, yeni Dini Lider'in ordu (IRGC) üzerindeki otoritesini pekiştirdi mi, yoksa Tahran'ın karar alma mekanizmasında bir yönetim krizi mi var?
-Zaten Yeni Dini Liderin konuşmasının veya beyanat vermesinin çok az olduğu ortada. Çok az konuştu, az beyanat verdi hatta halka açık bir konuşma da yapmadı. Bu bir kriz olduğu anlamına gelmiyor. Bu soruya şöyle cevap verebilirim: Bir şekilde yönetiyor… Kriz varsa bile bilinmiyor ama kendisi bir şekilde savaşa ve müzakereye simultane olarak yönetip ve gereken mesajını iletiyor.

“HEM İRAN HEM ABD EKONOMİSİ ARTIK SÜRECİ YÖNETMEKTE ZORLANIYOR”
6)Son olarak savaşın gidişatına göre sonu nasıl olacak? Bu savaş size göre nasıl, ne şekilde ve ne zaman bitecek?
-Ben bu savaşın uzun süreli bir ateşkes antlaşması ile sonlanacağını düşünüyorum. Çünkü hem İran ekonomisi hem ABD ekonomisi bu durumu artık kaldırmakta zorlanıyor. Trump’ın damadının bağlı olduğu şirketler İran dâhilinde bir bağ kurarlarsa, bölgede ticaret, ekonomi ve kalkınma olursa antlaşmanın da ötesine geçilecektir. Burada şirketlere de çok iş düşüyor ve ben bunun gerçekleşeceğine de inanıyorum. Sonuç olarak ileriki zamanda geçici bile olsa bir huzur bekliyorum.
-Röportaj için teşekkür ederim…
-Ben teşekkür eder, okuyuculara selam ederim…




































